Eğitim Sitesi

Dosya Yükle

Amatör Çocuk Masalları - Kısa Masallar, Hikayeler, Öyküler

Kısa MasallarAdını Unutmuş Tavşan (Said Aliyev)

Bir gün bembeyaz bir tavşan sabah uyanınca adının ne olduğunu unutmuş. Ormanda adının ne olduğunu bilen bir hayvan var mı diye düşünmüş ve aramaya karar vermiş. Yolda bir kirpi ile rastlaşmış ve demiş:

- Hey, kirpi kardeş, adımı biliyor musun?

Kirpi bir az düşünüp demiş:

- Senin adın, uzun kulak!

Tavşan bu adı hiç beğenmemiş ve yoluna devam etmiş. Yolda bir maymun görmüş ve yine aynı soruyu sormuş:

- Maymun kardeş, adımı biliyor musun?

Maymun bir az düşünüp demiş:

- Senin adın, kısa kol!

Tavşan bu adı da beğenmemiş ve yine aynı şekilde yoluna devam etmiş. Bu sefer de, bir fil görmüş ve sormuş:

- Fil kardeş adımı biliyor musun?

Fil tam cevap verecekti ki, o anda kavga eden iki kurttan biri o birisine demiş:

- Sensin tavşan, çünkü çok korkaksın.

O zaman tavşan, adını hatırlamış ve çok sevinmiş.

Kısa MasallarYolcunun Çiçeği (Elif Turan)

Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur zaman içinde bir köy varmış. Bu köy, tazeliği ile hep tanınırmış. Orada, sayısız yiyecek içecek bulunurmuş. Ama köylüler tembel değilmiş tabii. Her gün tarlaya gider, çalışırlarmış.

 

O güzelim köyde Ali adlı bir çocuk varmış. O da çalışkan bir çocukmuş. Her gün tarlaya gider, bir litrelik hamam gibi suyu döker, kazıp biçermiş.

 

Günlerden bir gün Ali ve ailesi oturmuş yemek yiyormuş. O anda büyük bir ses her yerde yankılanmış. Anne baba hızla koşmaya başlamış.

 

Yolun sonunda bir de ne görsünler! Kocaman bir otobüs, tam köyün önünden geçerken lastiği patlamış... Ali de olanları izliyormuş.

 

Koca bıyıklı şoför mırıldanıyormuş: "Ah! Şimdi mi lastiği patlayacaktı!"

 

Tüm yolcular, sessizlik içerisinde otobüsten inmeye başlamış. Tüm köylüler biran el sıkışmaya, tanışmaya başlamış.

 

Ali de durur mu, hemen evden çıkıp koşmaya başlamış. Ama aksilik ya, ayağı çakılıp düşmüş.

 

Yolculardan biri, ona doğru yaklaşmış. Ali çok korkmuş. Ama yolcu, "Elimi tut." demiş. Ali de sevinçle elini tutup ayağa kalkmış.

 

Yolcu, elinde bir saksı taşıyormuş. İçinde canlı bir gül varmış. Hızla başını Ali'ye çevirmiş. Gül o zaman bir an aydınlanmış...

 

Bunu gören köylüler, bu sefer yolcuya koşmuş. Hepsi, gülün onlara bakmasını istiyormuş. Ama inatçı gül, hep Ali'ye bakıyormuş.

 

Bunu gören köylüler, üzgünlükle geri dönmüş. Yolcu sevinçle Ali'ye sarılıp onu öpmüş. Ona demiş ki: "Ben kalabalıktan hiç hoşlanmazdım." Sonra kulağına fısıldamış "Ben ünlü bir yıldızım."

 

Ali'nin ve gülün yüzü aydınlanmış. Gül onu öpmek için uzanmış. Ama geçmiş. Otobüsün lastiği tamir olmuş. Ama yine de hızla Ali'ye bir öpücük yollamış.

 

O gün yolcu, Ali ve gül mutlulukla evine dönmüş.

 

-SON-

Kısa MasallarCambaz Kız (Mevlüde)

Bir varmış, bir yokmuş. Herkesin kendince bir işi varmış. Kimi kürek, kazma ile; kimi okuyup yazma ile iş yaparmış. Demir döven, duvar ören, çift süren; halı, kilim, bez dokuyan; sürü haydayan; geçimini sağlamak için ille de canıyla oynayan kişiler varmış. Canıyla oynayan anlamındaki can-baz sözü, ağızdan ağıza dolana dolana cambaz olmuş. Bırakalım onu bunu da masalımıza bakalım.

Bir zamanlar, gezici bir sirkte cambazlık eden bir baba varmış. Yedi sekiz metre yükseklikte, iki direk arasına gerilmiş telin üstünde, denge sağlamak için ince uzun bir sopa elinde, yürüyerek gösteriler yaparmış.

Gel zaman, git zaman cambaza ilgi azalıp ailesi yoksullaşmaya başlamış. Baba, kara kara düşünür olmuş. Bunu gören kız: "Tele ben de çıkayım, birlikte gösteri yapalım. Çocuklar daha çok ilgilenir."demiş.

Baba "Daha sen altı yaşındasın, olmaz!"demişse de kız ısrar etmiş. Annede kızına katılınca baba kabul etmek zorunda kalmış.

Baba kızın gösterisi ağızdan ağıza, kulaktan kulağa yayılmış. Günü, saati gelmiş; çadır hıncahıç izleyiciyle dolmuş. Sunucunun sesi duyulmuş:"Günlerdir beklediğiniz an geldi. İlk kez cambaz ve kızı birlikte tele çıkıyorlar! Lütfen çıt bile çıkarmadan sessiz izleyiniz!" küçük kız önde, baba arkada tel üstünde yürümeye başlamışlar. kız, yolun yarısına gelmiş. İzleyiciler adeta nefeslerini tutmuşlar,heyecan durakta!... Tam bu sırada izleyici çocuklardan biri, ağzındaki sakızı "pat" diye patlamasın mı?... Sesten ürken cambaz kız, dengesini yitirerek sağa sola yalpalayıp "Hiii" çığlıkları arasında düşmüş. Korkmayan tek kişii babasıymışş. O, telin altında gizli can kurtaran ağını biliyormuş. Kız, bu olayı gösteriye çevirmiş, artık her seferinde yolun ortasına gelince düşermiş. :)

Kısa MasallarHezarfen Ahmet Çelebi (İREM ÇAKMAKOĞLU)

Bir varmış, bir yokmuş. Bir adam varmış adı ise Hezarfen Ahmet Çelebi ‘ymiş. Bir gün Hezarfen havada uçan kuşları görmüş ve insan da kuşlar gibi uçmalı demiş. Hezarfen bir gün yine düşünürken biri kapıyı çalmış. Hezarfen’in arkadaşıymış bu kişi. Arkadaşı:

- Hezarfen ne yapıyorsun?

- Düşünüyorum demiş. Arkadaşı:

- Yine ne düşünüyorsun demiş. Hezarfen:

- Uçmayı düşünüyorum.

- Nneeee! Bu çok tehlikeli.

Hezarfen arkadaşının sözleri dikkate almamış. Hemen eline kağıt kalem almış ve iki tane kanat tasarlamış. Kanatları tasarlarken de arkadaşına şöyle demiş:

- Ben uçmayı düşünürken insan ve kuş arasında bağlantı kurdum. Kanatları tasarlarken ise insan vücudunu kaldırabilecek büyük kanatlar tasarladım.

- Arkadaşı, Hezarfen'e bunu yapmaması gerektiğini ne kadar söylese de Hezarfen hiç birine aldırış etmemiş.

Kanatları tasarladıktan sonrada Galata Kulesine çıkarak koskoca kanatları iki koluna takmış ve Galata Kulesinden kanatları çırparak kendini aşağıya atmış. İlk uçmayı bulan kişi olarak tarihe altın harflerle adı yazılmış.

Günümüzde uçmak için artık daha teknolojik ürünler var. Uçak helikopter gibi bir çok ulaşım aracıyla seyahet edebiliyoruz.

 

Kısa MasallarOduncu Ve Orman (Ravza KORKMAZ)

Bir zamanlar küçücük kulübesinde yaşayan bir oduncu varmış. Bu oduncu ormandaki yaşlı ağaçları kesip, kestiği odunları şehirde satıp geçimini sağlarmış. Ancak bu oduncu ağaç keserken sadece yaşlı ağaçları kesermiş. Günlerden bir gün oduncu artık yoksulluktan bıkmış. Ne zaman rahat yaşayacağım diye günden güne düşünür olmuş. Bir gün oduncu yine ormanda odun kesiyormuş. Sonunda yoksulluktan nasıl kurtulacağını bulmuş. Kendi kendine: Ben neden bunu daha önce düşünemedim ki? Yoksulluktan kurtulmam için sadece yaşlı değil bütün ağaçları kesersem daha çok param olur ve artık hiç yoksul kalmam demiş. O günden sonra oduncu sadece yaşlı değil bütün ağaçları kesmeye başlamış. Hatta kestiği ağaçların yerine fidan bile ekmiyormuş oduncu. Bu yüzden ormandaki ağaçlar günden güne azalıyormuş. Oduncu yine bir gün ormana gittiğinde hiç ağaç kalmadığını görmüş. Hemen kulübesine gidip topladığı odunları şehirde satmış. Gerçekten de hayal ettiği gibi birsürü parası olmuş. Oduncu ilk önce bir köye yerleşmiş. Daha sonra kendine bir ev almış. Birkaç gün sonra köyün ağasının kızıyla evlenmiş. Oduncu daha çok param var diye paradan uçurtmalar yapmaya, nehirlere taş yerine altınlar atmaya başlamış. Köylülerle artık "fakirler" diye onları azarlamaya başlamış. Köylüler bu duruma çok üzülüyorlarmış. Bir gün oduncunun tamamen parası bitmiş. Tabii oduncu artık fakir olduğu için ağanın kızı hem oduncudan ayrılmış hem de oduncu fakir kalmış. Paralarla birlikte ev de gitmiş tabii ki. Oduncu köylülerden kendisi için yardım istemiş. Ama köylüler hiç oralı olmamış. Ona yaptığı kötülükleri anlatmışlar. Oduncu kendinden utanmış. Eski küçük kulübesine geri dönmüş. Tabii orman diye bir şey kalmayınca da yaptığı cimriliği hayatıyla ödemiş.

Bu bölümde içerik olarak kısa olan masallar ve amatörce yazılmış masallar yer almaktadır. Amatör masallar (saçma da olsa) yazan kişileri teşvik amacıyla yayınlanmaktadır. Siz de yazdıklarınızı altta masal ekle bölümünden yayına ekleyebilirsiniz.

Masal EkleMASAL - HİKAYE EKLEMEK İSTERSENİZ TIKLAYIN...

DİĞER SAYFALAR:

««   ÖNCEKİ   1 2 3 4 5 6   SONRAKİ   »»

Bu bölümde kayıtlı 42 masal - hikaye bulunmaktadır.