Eğitim Sitesi

Dosya Yükle

Filozof Tosbağa (Adalet):

Filozof Tosbağa (Adalet)

kaplumbağaKeçi ile tavşan, bir havuç yığınının önünde bağıra çağıra tartışıyorlardı. İkisi aynı anda konuştukları için kimin ne dediğini anlamak olanaksızdı. O sırada Filozof Tosbağa oradan geçiyordu. Tavşan, onu görür görmez bağırdı:
- Gel, gel!... Gel de şu açgözlüye bir şeyler söyle lütfen! Bu adaletsiz, hak tanımaz keçiye ben lâf anlatamıyorum.
Keçi:
- Ben mi adaletsizim? Sen kendine bak, çıkarcı tavşan!
Boyuna posuna bakmadan adaletsizlik yap, sonra da adalet diye ortalığı birbirine kat.
Filozof Tosbağa yanlarına gelmişti. Önce ikisiyle de selâmlaştı. Ardından gülümseyerek:
- Size ne oldu böyle, bu felsefe merakınız nereden çıktı? İkinizin dilinde de bir adalettir gidiyor. Adalet gibi zor konulara dalmayın, sonra işin içinden çıkamazsınız, dedi.
Tavşan, bir solukta olanı biteni anlattı. Bulundukları bayırdaki havuçları birlikte toplamışlardı. Ama sıra, topladıkları havuçları paylaşmaya gelince anlaşamamışlardı.
Tavşan:
- O ne kadar ter akıtıp yorulduysa ben de o kadar çalıştım. Bunları ikimiz birlikte çıkardık. O zaman ikiye bölmemiz gerekir. Yarısı ona, yarısı bana. Adaletli paylaşım böyle olur.
Keçi:
- Hayır. Ben senden daha fazla topladım. Sen ancak üçte birini alabilirsin.
Tavşan:
Nedenmiş o? Sen olmasan ben yavaş yavaş onların hepsini yine toplardım. Sen benden irisin diye büyük pay mı alacaksın?
Keçi:
Söylediklerim yalnızca irilikle ilgili değil. Sen bu havuçların yarısıyla on gün çalışmadan karnını doyurursun. Ama aynı miktar havuç bana üç gün bile yetmez. Sen, bir gün çalışıp on gün karnını doyuracaksın, bense bir gün çalışıp üç gün... Ama ben havuçların üçte ikisini alırsam beş altı gün karnımı doyururum. Havuçların üçte biri de senin karnını beş altı gün doyurur. Asıl adaletli bölüşüm budur. Öyle değil mi Filozof Tosbağa?
Filozof Tosbağa:
- Hımmm... Evet, ikiniz de haklı görünüyorsunuz.
Tavşan:
- Filozof Tosbağa, hiç öyle şey olur mu? İkimiz de nasıl haklı oluruz? Yoksa senin bildiğin birden fazla adalet mi var?
Filozof Tosbağa:
- Önce şu adalet sözünü bir kenara bırakalım. Bu, tartışmada işimizi zorlaştırmaktan başka bir şeye yaramaz.
Tavşan:
Adaleti bir yana mı bırakalım? Adaleti bir yana bırakırsak neyi tartışacağız?
Filozof Tosbağa:
- Birincisi, "İki kere iki dörttür", der gibi adaleti tanımlayamayız. Adalet öyle açık, ortada, herkesin üzerinde anlaştığı, kesin bir sözcük değil. Bazen birisi çıkar; "Ben buna karşıyım, çünkü bu adaletsiz." der. Bu kişi, böyle diyerek aslında şunu demek istiyordur: "Ben buna karşıyım, çünkü bunu istemiyorum." Bu sözlerin altını da kurcalayınca karşımıza şu çıkar: "Ben buna karşıyım, çünkü bu benim çıkarıma aykırı." Sizin anlayacağınız, adalet böyle lastik gibi bir sözcük. İkincisi; adalet, adalet diye en çok bağıranlar, çoğu zaman adaleti en çok çiğneyenlerdir. Kendisinde adalet duygusu olmayanlar, sürekli "adalet" diye bağırıp bu açığı kapattıklarını sanırlar. Bu nedenle ikide bir adalet diyerek, bu tartışmada bir yere varamayız.
Keçi:
- Filozof Tosbağa doğru söylüyor. Görünüşe bakılırsa benim adalet anlayışımla tavşanınki çok farklı. Sürekli aynı şeyleri yineliyoruz, ama bir sonuca ulaşamıyoruz.
Tavşan:
- İyi ama o zaman bu sorunu nasıl çözeceğiz?
Filozof Tosbağa:
- Çözeriz. Önce biraz sabırlı olup birbirimizin sözünü kesmeyelim. Karşımızdakini dinleyip ne söylediğini iyice anlayalım.
Tavşan:
- Tamam, seni dinliyorum Filozof Tosbağa.
Keçi:
- Sana güveniyorum Filozof Tosbağa, sen bu işi çözersin.
Filozof Tosbağa:
- Ben tek başıma çözemem; ancak birlikte çözebiliriz. Ama sakin sakin tartışarak. Tamam, mı, anlaştık mı?
Keçi ile tavşan aynı anda bağırdılar:
- Anlaştık!...
Filozof Tosbağa, tavşana dönüp:
"Birlikte çalıştık, o zaman havuçları yarı yarıya bölüşmeliyiz; çünkü herkes eşittir." diyorsun. Keçi bir alacaksa sen de bir almalısın. O iki, sen bir alırsan bu eşitliğe aykırı olur, değil mi?
Tavşan: dersimiz.com
- Evet, böyle diyorum. Çünkü o da bir kişi, ben de. Eşitlik varsa böyle olmalı. Çalışmanın zahmetini eşit oranda çektik, ödülünü de eşit paylaşmalıyız.
Filozof Tosbağa:
- Hımmm... Demek eşitlik varsa, ödüller de eşit paylaşılmalı, öyle mi?
Tavşan:
- Evet, kesinlikle. Filozof Tosbağa:
- Peki sence cezalar da eşit olmalı mı? Tavşan:
- Anlamadım, ne cezası? Filozof Tosbağa:
- Diyelim şuradan birisi gelsin. "Hey, burası benim tarlam.
Havuçlarımı kim aldı?" deyip keçiyi yakalasın. Sonra da ona bir araba sopa çeksin. Bu sırada işin içinde senin de olduğunu anlayıp seni de yakalasın. Şimdi, keçiye dayak attığı kadar sana da atmalı mı?
Tavşan:
Olur mu, Filozof Tosbağa? Onun yediği dayağın yarısını yesem ben çoktan ölürüm, bu da adaletsizlik olur.
Filozof Tosbağa:
- Peki sen ne kadar dayak yemelisin ki eşitlik olsun?
Tavşan:
- Keçinin yarısı kadar dayak yersem eşitlik sağlanır.
Filozof Tosbağa:
- Keçiden daha az mı dayak yemelisin?
Tavşan:
- Evet, onunki kadar yersem ölürüm, bu da haksız bir ceza olur.
Filozof Tosbağa:
- İyi ama dostum, ödül söz konusuyken eşitlik istiyordun. Ceza söz konusu olunca eşitliği niye kabul etmiyorsun?
Tavsan şaşırmıştı, biraz kekeledi, ama diyecek bir şey bulamadı. Susup düşünmeye başladı. Bu durum, keçinin çok hoşuna gitmişti. Neşeyle:
- Yaşa. Filozof Tosbağa, nasıl da susturdun onu! Böylece kimin haklı olduğu ortaya çıktı, dedi
Filozof Tosbağa:
- Kimmiş haklı olan?
Keçi:
- Elbette ki ben. Onun haksız olduğunu gösterdin. O haksızsa ben haklıyım demektir.
Filozof Tosbağa:
- Sen de onun gibi haksız ve yanılıyor olabilirsin.
Keçi:
- Yanılıyor muyum? Nasıl olur?
Filozof Tosbağa:
- Sana göre herkes durumuyla orantılı pay almalı, ancak o zaman eşitlik sağlanır değil mi?
Keçi:
- Evet, bir file, farenin yediği kadar yiyecek verilirse bu eşitsizlik olur.
Filozof Tosbağa:
-Demek öyle, diyelim tavşanla bir elma bahçesine girdiniz. Canınız çekti ağaçtan iki elma koparıp birini sen birini Tavşan yedi. O sırada bahçe sahibi gelip sizi yakaladı. Ceza olarak bir elmaya karşılık tavşanın bir dişini kırdı, daha sonra bir elmaya karşılık senin iki dişini kırdı. Bu cezalar eşit olur mu?
Keçi:
- Olmaz.
Filozof Tosbağa:
-Neden?
Keçi:
- Bir elma için onun bir dişini kırdıysa, benim de bir dişimi kırmalı; çünkü ben de bir elma yedim.
Filozof Tosbağa:
- Havuçları paylaşırken tavşana bir tane vermenin, kendine iki tane almanın asıl eşitlik olacağını söylüyordun. Cezaya sıra gelince neden bir dişin kırılmasına karşılık iki dişin kırılmasına karşı çıkıyorsun?
Bu kez şaşırma sırası keçideydi. Ne diyeceğini bilemiyordu, susmuştu.
Tavşan:
- Bak, gördün mü, sen de benim gibi haksız çıktın. Peki şimdi ne olacak Filozof Tosbağa? İkimizin dediği de yanlış çıktı. Bu işin doğrusu nedir?
Filozof Tosbağa biraz düşündü. Ardından konuşmaya başladı:
- Bana kalırsa, madem ortak bir iş yaptınız, sonuçlandırmasını da ortak yapın. Havuçları paylaşmayın.
Tavşan:
- Paylaşmayalım mı? Havuçları atalım mı?
Filozof Tosbağa:
- Hayır, birlikte tüketin. İkinizin belirlediği bir yere taşıyın. Daha sonra da acıktıkça gidip havucunuzu yiyin. Ortak iş yapanlar, birbirlerine güvenip saygı duyarlarsa daha iyi sonuç alırlar. İşin içine paylaşma, kuşku, kazanç hırsı girerse sorunlar çıkar.
Keçi ile tavşan birbirlerine baktılar. Sonunda ikisi de gülmeye başladı. Tavşan:
- Tamam, en iyisi bu. Ama önce üçümüz şurada kendimize bir ziyafet çekelim.
Keçi:
- Evet, bence de doğrusu bu. Haydi, Filozof Tosbağa, havuçlara hücum!

adddersimiz.com

tag değerler eğitimi hikaye filozof tosbağa adaletle ilgili öykü eğitici masallar