Eğitim Sitesi

Nasrettin Hoca Fıkraları

Nasrettin Hoca Fıkraları

Kavuk Nerede?

Nasrettin Hocanın mahallesindeki çocuklar, sokak ortasında oyun oynuyorlarmış.

Çocukların oyunu Hocanın da çok hoşuna gitmiş. Eşeğini durdurarak onları seyretmeye başlamış. Bu arada yaramaz çocuklardan birisi Hocanın yanına gelerek, şaka olsun diye vurmuş, Hocanın başındaki kavuğu yere düşürmüş. Çocuklar koşuşmuşlar. Kavuk elden ele dolaşmaya başlamış. Hoca, çocuklara: "Etmeyin çocuklar. Kavukla oynamayın! Ayıptır, yazıktır." demişse de Hocanın sözlerini dinleyen olmamış. Hoca, çocukların söz dinlemediğini görünce, çekip gitmiş. Başı açık olarak eve gelince karısı sormuş.

- Hayrola Hoca Efendi! Kavuğun nerede? Hoca:

- Nerede olacak hatun? Bu gün çocukluğu tuttu. Mahallede çocuklarla oynuyor! demiş.

fıkraoku.com

Gerçek Hırsız

Hoca’nın evine hırsız girmiş. Hoca, tek başına hak edemeyeceğini anlayınca kaçmasın diye sezdirmeden hırsızın pabuçlarını saklamış. Hırsız, aramış taramış fakat çalacak bir şey bulamamış. Çıkarken bakmış ki ayakkabıları yok. Hoca, tam bu sırada "Tutun! Hırsız var." diye bağırmaya başlamış. Hırsız ne yapsın yalın ayak sokağa fırlamış. Ama Hocanın feryadını duyan millet hırsız kaçamadan etrafını sarmış. Yavuz hırsız gelenlere:
- İnsaf edin yahu, eve giren benim amma pabuçlarımı çalan kendisi, gerçek hırsız odur.

fıkraoku.com

Kayıp Heybe

Hoca, misafir olarak kaldığı bir köyde heybesini kaybetmiş. Başlamış bağırıp çağırmaya.

- Demek heybemi kaybettiniz! Ben bilirim size yapacağımı...

Hoca; "Ben bilirim yapacağımı" deyince, köylüler korkmuşlar. Yediden yetmişe, heybeyi aramaya koyulmuşlar. Köşe bucak derken heybeyi bulmuşlar. Hoca, köyden ayrılacağı zaman, köylülerden biri:

- Hoca Efendi, inan çok merak ettim. "Ben, yapacağımı bilirim" dediniz. Heybe bulunmasa idi, acaba ne yapacaktınız? diye sormuş.

Hoca gülerek:

- Hiç, demiş. Evdeki eski kilimi bozup heybe yapacaktım. Başka ne yapabilirdim? demiş.

fıkraoku.com

İşte Kuyruk!

Hoca, eşeğini satmaya karar vermiş.
- Gel uzun kulaklım, diyerek eşeği ahırdan çekmiş. Arkasına atladığı gibi pazarın yolunu tutmuş. Hava yağmurlu olduğu için yollar çamurluymuş. "Eşeğimin kuyruğu çamurlanmasın; daha erkenden müşteri bulayım," diye düşünerek eşeğin kuyruğunu kesip heybeye koymuş. Pazara varınca:

- Satılık eşek! Satılık eşek! diye bağırmaya başlamış. Çok geçmeden birisi müşteri olmuş. Adam, eşeğin sağına soluna bakarken, kuyruksuz olduğunu görmüş.

- Ben, kuyruksuz eşeği ne yapayım? diyerek pazarlıktan vazgeçmek istemiş.
Hoca bakmış müşteri elden gidecek:

- Kuyruk yabanda değil arkadaş, demiş. Heybeden, eşeğin kuyruğunu çıkararak:

- İşte kuyruk! diye bağırmış.

fıkraoku.com

Bal Ve Sirke

Nasrettin Hoca'ya; "Bal ve sirke birlikte, uyuşmaz!" demişler. Bunun doğruluğunu test etmek isteyen Hoca, bir miktar bal ve sirkeyi karıştırıp afiyetle yemiş. Yemiş ama, bir süre sonra da yüzü renkten renge girmeye başlamış. Hocanın bu halini gören arkadaşları;

"Bal ve sirke uyuşmadı değil mi Hocam?" demişler.

Hoca; "Yaaa!" demiş, "Onlar birbiriyle uyuştu, şimdi beni aradan çıkarmak istiyorlar."

fıkraoku.com

Allah Versin

Hoca, evinin çatısında kiremit aktarıyormuş. Yorgun argın çalışırken kapısı çalınmış. Hoca yukarıdan seslenmiş.

- Kim o?
Kapıyı tak tak vuran adam:

- Hoca Efendi, bir zahmet aşağı gelir misin? demiş. Nasrettin Hoca, önemli bir durum olabileceğini düşünerek işi bırakmış ve aşağıya inmiş. Telaşla kapıyı açınca perişan kılıklı birisiyle karşılaşmış.

- Bir şey mi var? Ne istiyorsun? diye sormuş. Adam:

- Dilenciyim. Allah rızası için bir sadaka verin, demiş. Hocanın fena halde canı sıkılmış. Ama, "Oldu olacak bu adamı yukarıya çağırayım." demiş kendi kendine. Bozuntuya vermeden:

- Yukarıya gelir misin? demiş.

Hoca önde, dilenci arkada, merdivenleri tırmanıp damın üstüne çıkmışlar. İkisi de nefes nefese oldukları bir sırada, Hoca dilenciye dönerek:

- Allah versin, demiş.

Dilencinin keyfi kaçmış, bu duruma çok öfkelenmiş tabii.

- Madem sadaka vermeyecektin, beni buraya kadar niçin çıkardın be Hoca? Bu sözü taa aşağıda söyleyemez miydin? diye söylenmiş.

Hoca, laf altında kalır mı? Taşı hemen gediğine koymuş.

- Sen beni aşağıya neden indirdin? Ben yukarıda iken, sadakanı isteyemez miydin? demiş.

fıkraoku.com

İnsan Kendi Kulağını Isırabilir Mi?

Nasrettin Hocanın kadılık yaptığı bir dönemde adamın birisi gelmiş.

- Kadı efendi, falanca adam kulağımı ısırdı. Kendisinden şikayetçiyim, demiş. Hoca:

- Onu da getir, davanıza bakayım, diyerek davacıyı göndermiş.
Bir zaman sonra, davalı da davacı da gelmiş, Hocanın karşısında el bağlamışlar. Davalı olan adam, itiraz etmiş.

-Vallahi de billahi de ben ısırmadım kadı efendi. Bana iftira ediyor. Kendi kulağını, kendisi ısırdı, demiş boynunu bükerek.
Hoca, biraz düşündükten sonra:
- Şimdi gidin, öğleden sonra gelin; davanızı karara bağlayalım, demiş.

Adamlar çıkıp gitmişler. Hoca; “Dur bakalım, insan kendi kulağını nasıl ısırır; bir deneyeyim” demiş kendi kendine. Başlamış kendi kulağını ısırmak için uğraşmaya. Ha ısırdım, ha ısıracağım derken düşmüş, başını kırmış. Yüzü gözü kan revan olmuş. Ne ise kanlarını temizlemiş, başına da beyaz bir bez sardıktan sonra duruşma salonuna girmiş. Çok geçmeden davalı ile davacı gelmiş. Davacı:

- Allah aşkına söyleyin kadı efendi! İnsan kendi kulağını ısırabilir mi? Buna imkan var mı? diye sormuş.

Nasrettin Hoca, beyaz sargılar içinde olan başını sallamış.

-Isırır birader, ısırır! Isırmaya çalışırken de yere yuvarlanıp başını kan revan eder, demiş.

fıkraoku.com

Yemek Benim Değil

Hoca bir gün tavuk kızartması yiyormuş. Adamın biri çıkagelmiş. Hoca'yı böyle iştahlı görünce:
- Hoca, pek imrendim bir parça da bana ver, demiş. Hoca bıyık altından gülüp:
- İsteğin başım üstüne ama ne yazık ki veremem, çünkü bu yemek benim değil, karımındır, demiş. Adam:
- Öyle mi? Ama sen yiyorsun ya! Demiş. Hoca:
- Ne yapalım muhterem, bana ye diye verdi, başkalarını çağır da yedir, demedi.

fıkraoku.com

Heybe Parası

Nasrettin Hoca bir gün heybe almak için pazara gider. Güzel bir heybe görüp pazarcı ile pazarlık yapar ve 1 akçeye anlaşırlar. Tam oradan ayrılacaktır ki daha güzel bir heybe dikkatini çeker:

- Kaç akçe şu heybe muhterem?

- 2 akçe hocam.

- Aldım gitti, diyen hoca elindekini bırakır ve onu alıp tam gidecekken pazarcı seslenir:

- Hocam. Bu heybe 2 akçe, sen 1 akçe verdin.

Hoca sinirlenir:

- Bre cahil adam! Sana önce 1 akçe verdim. Sonra da 1 akçelik heybe bıraktım! İkisi eder 2 akçe. Daha benden neyin parasını istersin!

gamzegül öztekin

Cennette Yer Kalmadı

Bir gün padişah vezirlerine;
- Gidin bana hocayı çağırın, demiş.
Nasrettin hoca gelmiş. Padişah:
- Hoca ben cennete mi yoksa cehenneme mi gideceğim? Demiş.
Hoca:
- Cehenneme, demiş. Padişah:
- Neden? demiş. Hoca da:
- Boş yere öldürdüğünüz insanların hepsi cennete gitti, cennette yer kalmadı, demiş.

SILA

Hoca Havuza Düşüyor

Nasreddin Hoca, içinde balık var mı diye bakarken, havuza düşmüş. Başlamış feryat etmeye:
- İmdat Yardım edin, boğuluyorum.
Kimse oralı olmamış. Adamın biri:
- Hocam, sen yüzme biliyordun ya, demiş.
Bunun üzerine Nasreddin Hoca:
- Doğru, nasıl da unutmuşum? Demiş ve iki kulaç atmış ve havuzdan çıkmış.

Serdar Yıldırım

Belki Ağaçtan Öteye Bir Yol Düşer

Mahallenin çocukları Nasreddin Hoca'ya muzip bir şaka yapmak istemişler. Plânlarını kurmuşlar.

"Hoca'yı ağaca çıkaralım. Pabuçlarını alıp uzaklaşarak biraz şaka yapalım" diye düşünmüşler. Hoca'nın yoldan geçeceği saatlerde, uçurtmalarını büyükçe bir ağaca taktırmışlar. Hoca'yı beklemeye başlamışlar. Hoca oradan geçerken de hemen etrafını sarmışlar:

- "Hocam uçurtmamız ağaca takıldı. Biz çıkıp kurtaramadık. Bize yardımcı olur musunuz?" demişler.

- "Hay hay" demiş Hoca. Ayakkabılarını çıkarıp sırt çantasına yerleştirmeye başlamış.

Çocuklar:

- "Hoca efendi onları niye yanına alıyorsun? Ağaçta pabuçları ne yapacaksın?" demişler.

- "Belli olmaz ki evlâtlarım" demiş Hoca; "Bu iyiliğime karşı Rabbim, belki bana ağaçtan öteye bir yol ikram eder."

Nasrettin Hoca Fıkraları

Fıkralar Ana Sayfa

Diğer Nasrettin Hoca Fıkraları

İlk Sayfa ... 6 7 [8]9 10 ... Son Sayfa

Bir Fıkranızı Paylaşın...

Nasrettin Hoca Fıkraları Arşivinde Toplam 422 Fıkra Kayıtlıdır.