Eğitim Sitesi

Dosya Yükle

NASRETTİN HOCA FIKRALARI ARŞİVİ

fıkralarEt

Hoca'nın canı et yemeği istemiş bir gün. Kasaptan iki kilo et alıp evine götürmüş.

- Akşama güzelce pişir bunları, demiş hanımına. Ne var ki o gün eve hanımı misafirleri gelmiş. Kadıncağız eti pişirip onlara ikram etmiş. Akşamda bir tarhana çorbası çıkarmış. Hoca'nın önüne.

- Et nerde demiş Hoca. Kadın doğruyu söyleyeceğine bir yalan kıvırmış.

- Eti kedi yedi, demiş.

- Getir şu kediyi bakalım demiş Hoca. Sonra teraziyi çıkartıp kediyi tartmış. Bakmışlar ki tam iki kilo geliyor. Hoca hanımına sormuş:

- Peki hanım demiş, kedi bu ise bizim et nerede? Et buysa kedi nereye gitti?

Ekleyen: eren yurtsever

fıkralarBana Borcunu Ne Zaman Ödeyeceksin?

Nasrettin Hoca pazarda zeytin satıyormuş..

İki üç sokak ileride oturan yarıbuçuk tanıdığı bir kadın gelmiş.

Kadın: - Zeytinin iyi mi?

Hoca: - Tadına bak.

Kadın: - Ben orucum.

Hoca: - Madem oruçlusun zeytini al git parasını sonra ver.

Hocanın birdenbire aklına düşmüş; Ramazanlık değilmiş çünkü...

Hoca: - Tuttuğun oruç ne orucu ki?

Kadın: - Üç sene önceden borcum vardı da onları tutuyorum.

Hoca tam zeytinleri veriyormuş vazgeçmiş...

Kadın: - Biraz önce al git dedin nolduda vazgeçtin Hoca?

Hoca: - Get anam get... Allah'a olan borcunu üç senede veriyorsan bizim borcu ne zaman getirirsin kim bilir.

Ekleyen: sümeyye abdiusta

fıkralarBen Uyuyorum

Bir gün Nasrettin Hoca şehire gelip, bir arkadaşıyla birlikte handa kalmış. Gece yarısı arkadaşı sormuş:

- Hocam, uyudunuz mu?

- Buyurun bir şey mi var?

- Biraz borç para isteyecektim.

Nasrettin Hoca derhal horlamaya başlayıp:

- Ben uyuyorum! demiş.

Ekleyen: sümeyye abdiusta

fıkralarBizim Tekir

Nasrettin Hoca kasaptan bir okka et alır, eve gönderir.
Hocanın karısı yahniyi pişirirken komşuları çıkagelir. Gözü gönlü tok, eli açık olan kadıncağız komşularına yahni ikram eder. Komşular, yemeğin tamamını yiyip bitirir ve dönerler evlerine.

Bütün gün yahni özlemiyle akşamı zor eden Hoca evine döner. İştahla oturur sofraya. Biraz sonra karısı önüne bir tabak bulgur aşıyla bir kaşık koymaz mı? Hoca hiddetlenerek sorar ne olup bittiğini.

" Efendi" der karısı, "Eti bizim Tekir yedi."
Bu sözü duyan Hoca sinirlenerek eline bir sopa alır ve Tekir kediyi aramaya koyulur. Bir süre sonra Tekir görünür, bir deri bir kemik. www.dersimiz.com. Yürüyecek gücü yok, iskelet gibi...

Hoca şaşkın : "Hatun, yahnilik eti şu bizim Tekir mi yedi?" diye sorar. Karısı da "Evet Efendim, o hınzır yedi." diye cevap verir.
Bunun üzerine Hoca alır eline el terazisini ve tartar Tekir kediyi... Tam bir okka çeker Tekir. Bunun üzerine karısına şöyle çıkışır

Hoca :
"Hatun! Şu gördüğün bizim Tekir tam bir okka geldi. Öyleyse, yahnilik et nerede? Şayet et bu ise bizim Tekir nerede?"

Ekleyen: EyüpC

fıkralarMüezzin

Nasreddin Hoca çocukken Akşehir'e yapılan ilk büyük caminin (Ulucami M. 1213) minaresi tamamlanır ve hizmete girer. Küçük Nasreddin bir gün oradan geçerken ilk kez gördüyü camiyi ve özellikle minareyi şaşkın bakışlarla inceler. Tam bu sırada vakit namaz vaktidir, müezzin şerefeye çıkıp ezan okumaya başlar. Nasreddin bir an korkar, kendisini biraz toplayınca minarenin çevresinde telaşla bir tur atar, bakar ki çare yok, minaredeki müezzine bağırır ;

- Boş yere bağırma amca! öğle dalsız budaksız bir yere çıkmışsın ki ... ben seni nasıl kurtarayım.

Ekleyen: Selda Güler

fıkralarAraba

Nasrettin hoca eşiyle birlikte gezmeye gitmeyi planlar, eşi arabayla gitmek ister ama nasrettin hoca'nın arabası yok Nasrettin hoca cenaza işlerinde çalışan bir arkadaşından cenaze arabasını alır eşi de der ki geze geze bunu mu buldun?

Nasrettin hoca:

insanlar bu arabaya binmek için ölüyorlar sen nesini beyenmiyorsun demiş ve bitmiş :D :D :D hahaha çok komik

Ekleyen: oğuz kaan

fıkralarCUMA NAMAZI

Nasreddin Hoca, eşeğine binmiş kasabaya gidiyormuş. Yolda bir tanıdığı sormuş:
- Hayrola Hoca, nereye böyle?
- Cuma namazına gidiyorum
www.dersimiz.com
- Nasılolur, bu gün salı Hoca, altındaki eşeği göstererek:
- Böyle bir eşeğin olursa, ancak salıdan yola çıkıp, cuma namazına yetişebilirsin.

Ekleyen: Remzi

fıkralarBu Perdeyi Ben Buldum

Bir ahbap topluluğunda Hoca'nın eline iş olsun diye, bir saz tutturmuşlar :

- Hadi bize güzel bir şeyler çal da dinleyelim! demişler.

Hoca, sazı eline alınca mızrabı bir aşağı bir yukarı teller üzerinde rastgele dolaştırmaya ve böylece tuhaf tuhaf sesler, gıcırtılar çıkarmaya başlamış :

- Ama Hoca demişler, saz dediğin böyle mi çalınır? Perdeler üzerinde usuliyle gezinmek gerek...

Hoca, elindeki sazı dımbırdatmayı sürdürürken :

- Onlar perdeyi bulamazlar, aramak için gezinip dururlar.Ben buldum işte.Niçin boşu boşuna gezinip durayım, demiş.

Ekleyen: halit uzun

fıkralarÜÇ PAPAZ VE NASREDDİN HOCA

Üç papaz, Akşehir'e hoca merhum ile tanışmaya ve bazı sorular sormaya geldiler. Bir meydan yerine toplanarak konuşacaklardı. Papazlar ve kalabalık halk topluluğu meydan yerini doldurmuştu.

Papazlar sorularını sormaya başladılar.

Birinci papaz:

� Dünyanın ortası neresi? diye sordu.

Hoca eşeğin ön ayaklarının olduğu yeri gösterdi:

� İşte dünyanın ortası burasıdır, dedi. Papaz itiraz etmek istedi:

� Ne biliyorsun orası olduğunu? diye sorunca, Hoca Nasreddin:

� İnanmazsan ölçebilirsin, dedi.

Kendisinden gayet emindi. Acaba dünyanın yuvarlak olduğunu ta o zaman tahmin etmiş miydi? Çünkü dünya yuvarlak olduğuna göre her yer dünyanın ortası olabilir.

İkinci papaz sordu sorusunu:

� Gök yüzünde kaç tane yıldız var hoca efendi?.

Hoca cevap verdi:

� Eşeğin sırtında ne kadar kıl varsa o kadar da yıldız var. Papaz itiraz etti:

� Olur mu canım nereden belli doğru söylediğin? deyince, Hoca cevabı yapıştırdı:

� İnanmıyorsan sayabilirsin!...

O da verecek cevap bulamadı tabii. Sıra geldi üçüncü papaza:

� Benim sakalımda ne kadar kıl var? dedi.

� Eşeğin kuyruğunda ne kadar varsa senin sakalında da o kadar kıl var.

Papaz yine itiraz etti:

>� Ne malûm aynı olduğu? deyince,

Hoca gayet kestirme bir yol buldu:

� Alırız cımbızı elimize, bir eşeğin kuyruğundan, bir senin sakalından çekeriz. Evvelâ hangisi biterse belki de "o azdır. Eğer denk gelmezse ben dâvayı kaybetmiş sayılırım, dedi.

Papazın işine gelmedi sakalını yoldurmak:

� Haklısın hoca efendi! demek zorunda kaldı.

Bu konuşmalar papazların çok hoşuna gitmişti. Çünkü onlar beklemedikleri bir cevapla karşılaşmışlardı. Hocanın böyle zeki ve kestirme cevaplarına hayran kaldılar.

Ekleyen: halit uzun

fıkralarBirazda Biz Ölelim

Bir Ramazan akşamı komşusu Nasrettin Hocayı yemeye çağırır yemekte hoşaf ve börek vardır. Sofrada bir kaşık vardır. Komşu kaşığı alır ve hoşafı yemeye başlar. Her kaşığında

"oh öldüm "der. Nasrettin hoca ise börekten tırtıklar. Hoca dayanamaz:

"yeter senin öldüğün, ver şu kaşığı da biraz da biz ölelim"

Ekleyen: zeynep semercioğlu

fıkralar

fıkralar KOMİK BİR FIKRA EKLEYİN...

Başlık:

Fıkra:

Ekleyen:

Müstehcen ve seviyesiz içerikli fıkralar yayına alınmaz!

DİĞER SAYFALAR :
««   ÖNCEKİ   18 19 20 21 22 23 24   SONRAKİ   »»

NASRETTİN HOCA FIKRALARI Arşivinde Toplam 306 Fıkra Kayıtlıdır.