Eğitim Sitesi

Dosya Yükle

NASRETTİN HOCA FIKRALARI ARŞİVİ

fıkralarCİĞERİN TARİFİ

Bir varmış bir yokmuş. Hoca birgün ciğer alıp eve giderken bir arkadaşına; kardeş ciğer nasıl yapılır diye sormuş arkadaşı tam cevap vercekken güvercin gelip ciğeri kapmiş hoca güvercinin arkasından alsanda yiyemessin çünkü tarifi bende

Ekleyen: hatice sıla geven

fıkralarHalep Oradaysa Arşın Burada

Palavracının biri başına topladığı üç beş cahile karşı övünüp duruyormuş :

- İşte ben güçlü ve maharetli bir adamım. Evet ben Halep'te bulunduğum sıralarda altmış arşın uzağa atlamış bir kimseyim... Nasrettin Hoca da bu sırada oradan geçiyormuş. Palavracının yanına yaklaşıp :

- Yaa demiş demek sen altmış arşın atlarsın. Haydi atla da görelim. Adam hık mık etmiş.

- Ama demiş ben Halep'te atladım. Hoca kızmış :

- Canım, Halep oradaysa arşın burada demiş.

Ekleyen: Duygu BAŞARAN

fıkralarŞair Hoca

Bir gece Hoca, birdenbire uyanır; mışıl mışıl uyuyan karısını dürter :

- Kalk, çabuk şu mumu yak, aklıma bir şiir geldi, hemen yazıvereyim!

Deyince, karısı kalkıp mumu yakar, diviti ve kağıdı Hocanın önüne koyar. Hoca, çabuk çabuk bir şeyler yazdıktan sonra yatmak üzereyken karısı merakla sorar :

-Efendi, şu yazdığını oku bakalım bana!

Hoca nazlanmadan yazdığı şiiri okur :

-Yeşil yaprak arasında kara tavuk kızıl burnu

Ekleyen: kepsutlu

fıkralarCiğer

Nasrettin Hoca evine sık, sık ciğer getirdiği halde bir türlü onları yemek kendisine nasip olmaz. Her seferinde hanımı :

- Kahrolası kedi ciğeri yedi, hınzır hayvan ciğeri yemiş, canı çıkasıca sarman kedi ciğeri aşırmış, diye bahaneler uyduruyormuş. Bir gün dayanamamış Hoca. Hemen bir kenarda duran baltayı kapıp, mutfak dolabına yerleştirmiş. Hanımı:

- "Ne yapıyorsun Hoca demiş, baltanın dolapta işi ne?" Hoca cevap vermiş:

- "Hanım hanım, sen bizim kediyi hâlâ tanıyamamışsın. Üç akçelik ciğere tenezzül eden hayvan kırk akçelik baltayı bırakır mı sanıyorsun?."

Ekleyen: fıkraoku.com

fıkralarKaybettin

Nasrettin Hoca, bir gün eşeğiyle odun getirir. Karısına:
- "Hatun, eşek çok yoruldu, onu bir yemleyiver," diye seslenir. Karısı da:
- "Efendi, benim işim var, sen yemleyiver," der.
Hoca sıcaktan iyice bunalmış vaziyette kendini minderin üzerine atar.
- Olmaz! Hiç halim yok, veremem, sen ver der.
Eşeğin yemini sen vereceksin ben vereceğim derken iş kızışır. Kim önce konuşursa eşeğe o yem vermek üzere bahse tutuşurlar. Az sonra kadın, el işini alarak komşuya gider. Aradan biraz zaman geçer. Eve bir hırsız girer. Hocayı görünce kaçacak olur. Ama Hocadan hiç ses ve tepki gelmediğini anlayınca kaçmaktan vazgeçer. Ortalıkta ne var ne yoksa koca bir çuvala doldurur. Hocanın gözleri önünde çuvalı yüklenerek evden çıkar. Karısı epey zaman sonra eve girip evin halini görür. Eşyaların yerinde yeller esmektedir. Telaşla:
- "Bu ne hal? Efendi! diye çığlık atar."
Hoca yattığı yerden doğrularak:
- "Haydi bakalım Hatun, bahsi kaybettin. Eşeğin yemini sen vereceksin."

Ekleyen: fıkraoku.com

fıkralarGözlük

Bir gün Nasrettin hoca yatağa gözlükle yatmış eşi sormuş hocam niye yatağa gözlükle girdin. Hoca; "son zamanlarda rüyaları bulanık görüyorumda ondan." demiş

Ekleyen: hamza yona

fıkralarFark Var - Hangisi

Fark Var
Bir gün Nasrettin Hocaya sormuşlar:
- "Hocam, bir adam karısını öperse orucu bozulur mu?"
Hoca şu cevabı vermiş:
- Yeni evlenmişlerse bozulur, amma ikinci senede bilmem. Üçüncü senede ha bir tahtayı öpmüş, ha karısını, o zaman orucu bozulmaz.

Hangisi?
Nasrettin Hocanın bir zamanlar iki karısı vardı. Bunlardan biri yaşlı diğeri genç ve güzeldi. Bunlar bir gün Hocaya beklenmeyen bir soru sorarlar:
- Akşehir gölünde kayığımız devrilse hangimizi kurtarırsın?
Hoca cevap vermeden kurtulamayacağını anlayınca, yaşlı karısına döner ve şöyle der:
- Hanım sen biraz yüzme biliyordun galiba?

Ekleyen: fıkraoku.com

fıkralarDavetsiz Misafir

Nasrettin Hoca, günlerden bir gün evine dönerken büyük bir konağa bir sürü insanın girip çıktığını görmüş.
Konaktan çıkanlardan birine yaklaşıp içeride neler olduğunu sorunca, adam: "düğün var" demiş. Düğün lafını duyan Hocanın gözünde kızarmış tavuklar, hindiler, tepsi tepsi pilavlar canlanmaya başlamış. Hemen oradan boş bir kağıt bulup bir zarfa koymuş, sonra da doğru konağa gitmiş. Uşaklardan birine: "Efendini göreceğim, çok saygıdeğer birinden mektup getiriyorum..." demiş.

Uşak hemen Hocanın önüne düşmüş, onu efendisinin huzuruna çıkarmış. Hoca "Şenliğiniz mübarek olsun. Zamansız geldiğim için bağışlayın" deyip, mektubu vermiş. Ve hemen ilk davette sofraya çökmüş, derhal iştah ile atıştırmaya başlamış. Düğün sahibi Hocanın getirdiği zarfı bir zaman elinde evirip çevirdikten sonra,

- "Efendi, bir yanlışlık olmasın. Bu zarfın üzeri yazılı değil" diye sormuş.

Hoca da başını sofradan dahi kaldırmadan cevap vermiş:

- "Kusura bakmayın efendi hazretleri, biraz aceleye geldi. Esasında onun içi de yazılı değildir!."

Ekleyen: dersimiz.com

fıkralarHocanın Şansı

Günün birinde Hoca ve komşuları yiyecekler üzerine konuşmaya dalmışlardı. Hoca bu konuşmayı sevmiş ve konuştukça da konuşmaya devam etmişti. Bazen konuşur, bazen de dinlerdi. Oradakilerden biri Hoca'ya:
- "Hocam şu anda neye sahip olmak istersin?" diye sordu. Bunun üzerine Hoca düşünmeden:
- "Helvam olsun isterim. Uzun zamandan beri helva yemeye fırsatım olmadı" diye cevap verdi. Bunun üzerine komşusu:
- "Hocam bu niye böyle?" diye sordu. Hoca da:
- "Evet, unumuz olduğunda şekerimiz yoktur. Şu anda biraz şekerimiz var, fakat yağımız yok. Yağı bulduğumuzda da, un bulamayız. Bu yüzden helva yemedim" diye devam etti.
- "Çok doğru Hocam! Hepsinin tam olarak bulunduğu bir anınız olmadı mı?" diye arkadaşları sordu. Bunun üzerine Hoca:
- "Ha, o zaman da ben evde değildim" diye cevap verdi.

Ekleyen: fıkraoku.com

fıkralarKendim Sandım - Yalnız Ağzını Açtı

Kendim Sandım
Hoca, bir gün, bir münasebetle birisiyle konuşur, uzun müddet dertleşir. Adamcağız giderken "bağışla" der, "tanıyamadım, kimlerdensin sen?" Adam, "tanımıyordun da" der; "bunca vakittir ne diye uzun uzun konuştun benimle?" Hoca der ki:
- "Baktım, kavuğun kavuğuma benziyor, kaftanın kaftanıma, seni kendim sandım."

Yalnız Ağzını Açtı
Geveze bir adam bir defasında bir toplantıda konuştuğunda, Hoca sık sık esner. Toplantıya katılanların hepsi de evlerine dönerler. Geveze adam Hocaya: "Hoca! Hoca! Siz ağzınızı hiç açmadınız" der. Hoca da hemen şöyle cevap verir:
- "Ne yapmalıydım yani? Ağzımı öyle açtım ki, az kalsın ağzım parçalanacaktı."

Ekleyen: dersimiz.com

fıkralar

fıkralar KOMİK BİR FIKRA EKLEYİN...

Başlık:

Fıkra:

Ekleyen:

Müstehcen ve seviyesiz içerikli fıkralar yayına alınmaz!

DİĞER SAYFALAR :
««   ÖNCEKİ   9 10 11 12 13 14 15   SONRAKİ   »»

NASRETTİN HOCA FIKRALARI Arşivinde Toplam 306 Fıkra Kayıtlıdır.