Eğitim Sitesi

Çanakkale Geçilmez Şiiri

Çanakkale Geçilmez Şiiri | Hiranur DEMİR

Çanakkale Geçilmez

Yurdumuzu düşmanlar sarmış
Yatar mı Türk askeri
Güzel Cennet vatanını
Verir mi Türk askeri

Yılmadan yorulmadan
Yemeden içmeden
Bıkmadan yorulmadan
Kazandı Türk askeri

Düşman haber vermiş
Alacakmış vatanımı
Türk askeri duyunca
Verir mi cennet vatanını

Dişini göstermiş düşman
Canını verdi vatana
Kazandı canı vatana
Hep bir ağızdan yan yana
Çanakkale Geçilmez
Biz Türk askeriyiz
Çanakkale Geçilemez
Biz Türk vatanıyız
Çanakkale Geçilemez
Türküz biz Türküz

add

tag Çanakkale Geçilmez eğitici şiirler çocuk şiirleri okul öğrenci şiirleri Hiranur DEMİR

Çanakkale Geçilmez Şiiri Hakkında Yorum Yazın

  

Çanakkale Geçilmez Şiiri Hakkındaki Yorumlar

Henüz Yorum Yazılmamış.
İlk Yorumu Siz Yazabilirsiniz.

Benzer Çanakkale Zaferi Şiirleri

Çanakkale Şehitlerine

Şu Boğaz Harbi Nedir? Var mı ki dünyada eşi?
En kesif orduların yükleniyor dördü beşi,
Tepeden yol bularak geçmek için Marmara'ya
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya,
Ne hayasızca tahaşşüd ki ufuklar kapalı!
Nerde-gösterdiği vahşetle "bu: bir Avrupalı"
Dedirir-yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yahut kafesi!
Eski Dünya, Yeni Dünya bütün akvam-ı beşer
Kaynıyor kum gibi, Mahşer mi, hakikat mahşer.
Yedi iklimi cihanın duruyor karşında,
Osrtralya'yla beraber bakıyorsun ; Kanada!
Çehreler başka, lisanlar, deriler rengarenk.
Sade bir hadise var ortada : Vahşetler denk.
Kimi Hindu, kimi Yamyam, kimi bilmem ne bela...
Hani tauna da zuldür bu rezil istila...
Ah o yirminci asır yok mu, o mahluk-i asil,
Ne kadar gözdesi mevcut ise hakkiyle sefil,
Kustu Mehmetçiğin aylarca durup karşısına;
Döktü karnındaki esrarı hayasızcasına,
Maske yırtılmasa hala bize affetti o yüz ...
Medeniyet denilen kahbe, hakikat yüzsüz.
Sonra mel'undaki tahribe müvekkel esbab,
Öyle müthiş ki: Eder her biri bir mülkü harab.
Öteden saikalar parçalıyor afakı;
Beriden zelzeleler kaldırıyor a'makı;
Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;
Sönüyor göğsünün üstünde o aslan neferin.
Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam,
Atılan her lağımın yaktığı: Yüzlerce adam.
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürtme de yer
O ne müthiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer...
Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,
Boşanır sırtlara, vadilere, sağnak sağnak.
Saçıyor zırha bürünmüş de namerd eller,
Yıldırım yaylımı tufanlar, alevden seller.
Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere,
Sürü halinde gezerken sayısız tayyare.
Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler...
Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler!
Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;
Alınır kal'a mı göğsündeki kat kat iman?
Hangi kuvvet onu, başa, edecek kahrına ram?
Çünkü te'sis-i ilahi o metin istihkam.
Sarılır, indirilir mevki'-i müstahkemler,
Beşerin azmini tevkif edemez sun'-i beşer;
Bir göğüslerse Huda'nın edebi serhaddi;
"O benim sun'-i bediim, onu çiğnetme" dedi.
Asım'ın nesli... diyordum ya... nesilmiş gerçek:
İşte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek.
Şuheda gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...
O, rukü olmasa, dünyaya eğilmez başlar,
Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
Bir hilal uğruna, ya Rab, ne güneşler batıyor!
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!
Gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer.
Ne büyüksün ki, kanın kurtarıyor Tevhid'i...
Bedr'in aslanları ancak, bu kadar şanlı idi.
Sana dar gelmeyecek makber'i kimler kazsın?
"Gömelim gel seni tarihe"desem, sığmazsın.
Herc ü merc ettiğin edvara da yetmez o kitab...
Seni ancak ebediyetler eder istiab.
"Bu, taşındır" diyerek Ka'be'yi diksem başına;
Ruhumun vayhini duysam da geçirsem taşına;
Sonra gök kubbeyi alsam da, rida namıyle;
Kanayan lahdine çeksem bütün ecramıyle;
Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan;
Yedi kandilli Süreyya'yı uzatsan oradan;
Sen bu avizenin altında, bürünmüş kanına;
Uzanırken, gece mehtabı getirsem yanına,
Türbedarın gibi ta fecre kadar bekletsem;
Gündüzün fecr ile avizeni lebriz etsem;
Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...
Yine bir şey yapabildim diyemem hatırına.
Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini,
Şarkın en sevgili sultanını Salahaddin'i,
Kılıç Arslan gibi iclaline ettin hayran...
Sen ki, İslam'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,
O demir çemberi göğsünde kırıp parçaladın;
Sen ki, ruhunla beraber gezer ecramı adın;
Sen ki, a'sara gömülsen taşacaksın... Heyhat,
Sana gelmez bu ufukalar, seni almaz bu cihat...
Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
Sana ağuşunu açmış duruyor Peygamber.

Mehmet Akif ERSOY

Mehmet Akif ERSOY

Kahraman Türk Askeri

Savaşmayı bırakmayan
Vatanını koruyan
Atasını tanıyan
Kahraman Türk ordusu

Sene 1921
Düşünmeden can verir
Herkesin dilinde Tekbir
Kahraman Türk Askeri

Kendini hiç düşünmez
Düşmana fırsat vermez
Savaşmaktan çekinmez
Kahraman Türk Evladı

Milletini çok sever
Aç susuz zafer bekler
Vatan aşkıyla söyler
Allahuekber, Allahuekber

IRMAK YILDIZ

18 Mart Çanakkale Savaşı’yla 18

Huzur mu arzularsın?
Vatanını koru sev,
Tarihinden ibret al,
Olmak istiyorsan dev…

Yoksa yolun yol değil,
Vatan diyemiyorsan,
Huzur da bulamazsın,
Onu korumuyorsan…

Şehit kanı taşırız,
Allah inancı şeklinde,
Vatan birdir, bölünmez,
Düşman teklif verse de…

Al bayrağım da var ki
Her bir fikirden önde,
Vatan, millet, bayrak,
Her şeyin üzerinde…

Mehmet Tevfik TEMİZTÜRK

Mehmet Tevfik TEMİZTÜRK

Çanakkale Zaferi

Sel gibi geldiler,
Geldikleri gibi gittiler,
Silahlara güvendiler,
Sandılar ki yenecekler.

Hangi mermi deler,
İman dolu kalbi?
Sanma ki bu sevgi,
Can, canan sevgisi.

O gün kıyamet koptu,
Yerler kan tuttu,
Topraklar ceset yuttu,
Etraf iman doldu.

Gülenlerin yüzü soldu,
Toprak kan doldu,
Kandan ağaç oldu,
Ağaçtan vatan doğdu.

On sekiz Mart'ta,
Çanakkale tarafında,
Bir savaş oldu,
Diğer destanlar soldu.

Aslan gibi kükredi,
İman gibi gürledi,
Tekbir ile devirdi,
Benim canım şehitlerim.


Ömer DEMİR

Ömer Demir

Çanakkale Zaferi Şiirleri, Çanakkale Geçilmez Şiiri