Eğitim Sitesi

Dosya Yükle

Öğretmen Dayım

belirli günlerÖğretmen Dayım

ÖĞRETMEN DAYIM

Mustafa Uzelli Dayımdan hep “Öğretmen Dayım” diye bahsediyoruz. Öğretmen Dayım, Öğretmen Dayım, Öğretmen Dayım... O kadar çok bahsediyoruz ki, artık adını bile unutmuştum. O benim Öğretmen Dayım olmuştu. 
Öğretmen Dayım hakkında ilk hatırladığım; ben 4-5 yaşlarında kadarken bana küçük bir şaç tokası vermişti. Onu çok beğenmiştim, saçlarım yerine, küçük parmağıma taktım. Onunla oynadım, oynadım, oynadım, akşama kadar hiç parmağımdan çıkarmamıştım. 
Geçen yıl birinci sınıfa başladım. Okuldan gelir gelmez sehpadan uyarlama özel masama oturdum, dinlenmeden, soluklanmadan yemek bile yemeden derslerime çalışmaya başladım. Öğretmen Dayım bütün okullarda okul birincisiymiş, ben de onun gibi okul birincisi olmak istiyordum. Çok şanslıyım ki, o gün Öğretmen Dayım bize gelmişti. Ona da, çok çalışıp sınıf birincisi olmak istediğimi söyledim. Dayım da, çok çalışırsan olabilirsin, diye bana güven ve motivasyon verdi. Sonra zor sorularda, derslerimde bana yardım etti. Veee yıl sonunda sınıf birincisi oldum.
Bu yıl ikinci sınıfa gidiyorum. Öğretmenimiz, çocuklar bu yıl müzik derslerinde flüt çalmayı öğreneceğiz, dedi. Herkes flütleri aldı, müzik dersleri başladı. Ama ben bir türlü flütle şarkıları çalamıyorum. Kendi kendime kızıyorum. Dertleniyorum, ağlıyorum. Kaç kere anneanneme ve dedeme söyledim; Öğretmen Dayımı çağıralım, gelsin de bana öğretsin dedim. Onlar da, kızım dayının orada işleri vardır, basit bir konu için çağıramayız, dediler. Ben de ağlaya ağlaya, çalışa çalışa öğretmenimizin öğrettiği 5-6 şarkıyı öğrenebildim. 
Öğretmen Dayım ve Ali İhsan Dayım İstanbul’da yaşıyorlardı. Hacı dedem ve Hacı ninem öldükten sonra ayakları biraz Denizli’den kesildi. Ben tekrar görünceye kadar simalarını unutuyorum. 
Bir gün okuldan geldim, baktım evde misafirler var. Birisi, Reyyan bak, Öğretmen Dayın geldi, diyerek bir dayımı gösterdi. Ben de hemen hoop, boynuna atladım, sarıldım, hoş geldiniz, dedim. Sonra öteki dayıma da sarıldım, hoş geldiniz, dedim. Öğretmen Dayım beni düzeltti. Senin Öğretmen Dayın benim, O Ali İhsan Dayın, dedi. Bu yıl biraz daha büyüdüm, aklım başımda: Artık unutmamaya, dayılarımı karıştırmamaya çalışacağım. 
Öğretmen Dayım, sene başında flüt çalmayı beceremediğimi ve kendisine çok ihtiyacım olduğunu öğrendi. Çağırsanız kesinlikle gelirdim, hiç bir şey Reyyan’ın dersinden daha önemli olamaz, dedi.
O gün hemen flüt dersleri başladı. Anneannem mutfakta yemek yaparken biz de dayımla birlikte salonda, Daha Dün Annemizin Kollarında Yaşarken şarkısını öğrenmeye çalışıyoruz. Dayımın öğretmede çok özel metotları vardı. Şarkıyı ikiye böldük. Önce ilk yarısını çalıştık. Sonra dayım bana, şimdi balkona çık, bu kadarını hatasız 7 kere çalıncaya kadar çalış, arada yanlış çalarsan önceki çaldıkların sayılmayacak, yeniden birden başlayacaksın, dedi. Ben balkona çıktım, çalışmalara başladım. Dördüncüde yanıldım, yeniden birden başladım. Altıncıda yanıldım, yeniden birden başladım derken en sonunda 7 kere üst üste hiç hatasız çalmayı başardım. Gelip dayıma çaldım. Dayım da, şimdi git anneannene çal, dedi. Ben de anneanneme gittim, anneanne şarkının yarısını beş dakikada öğrendim, dedim ve çaldım. Sonra ikinci yarıyı çalıştık. Yine balkon, yine egzersiz ve yine 7 kere hatasız çaldım. Sonra gelip dayıma çaldım. Sonra iki yarıyı birleştirerek çalıştık. Yine balkonda son egzersizleri yaptıktan sonra anneanneme gittim. O daha yemekleri pişiremeden ben şarkının tamamını öğrenmiştim. Anneanneme çaldım. Anneannem, aferin benim becerikli kızıma, dedi.
Öğretmen Dayım, müzik defterimden temiz bir sayfa açtı. Büyük harflerle başına REPERTUVAR yazdı. Bu bir müzik terimi ve benim için yeni bir sözcüktü. Şimdi altına okulda öğrendiğiniz şarkıları ve bugün öğrendiğimiz şarkıyı da yaz, dedi. Ben de hepsini yazdım. Diğer arkadaşlarımın repertuvarı 5 iken, benimki 6 olmuştu. Birdenbire onlardan ileriye geçtim.
“Repertuvar” çalmasını bildiğimiz şarkıların sayı ve listesi demekti. Öğretmen Dayım, şimdi git Ayşe Teyzene repertuvarın ne olduğunu sor, bilirse 100 puan ver, dedi. Bilemezse cevabını hemen söyleme, git anneannene sor, bilirse 100 puan ver, bilemezse cevabını söyle, sonra da gel Ayşe Teyzene de söyle, dedi. Ben gittim, Ayşe Teyzeme Repertuvarın ne olduğunu sordum, bilemedi. Geçip anneanneme aynı soruyu sordum, o bildi, ona 100 puan verdim. Sonra gelip Ayşe Teyzeme de cevabı söyledim.
Yeni öğrendiğimiz şarkıyı dayımla birlikte çalarak Düet yaptık. Tabii ki Düeti hatasız yapabilmek için de bir hayli çalıştık. Düet kelimesi de yeni bir sözcüktü benim için. Ayşe teyzeme ve anneanneme de düetin ne olduğunu sordum. Bilenler yine 100 puan aldılar. Öğretmen Dayım her Denizliye geldiğinde bunlar gibi yeni yeni sözcükler de öğreniyorum.
Ertesi günü okula gidince ilk işim öğretmenime flütle yeni bir şarkı öğrendiğimi söylemek oldu. Öğretmenim hem çok şaşırdı, hem çok sevindi. Yarın flütünü getir, sınıfta çal, dedi. Eve gelince de bu haberi dayıma söyledim. Dayım, madem ki okulda çalacaksın, sana bir şarkı daha öğreteyim, arkadaşlarına iki şarkılık bir konser veririz, dedi. Ve bana bir şarkı daha öğretti. Her gün yeni bir şarkı öğrenebiliyorum. Meğer ben ne yetenekliymişim?
Ertesi günü okula Öğretmen Dayımla birlikte gittik. Tabii ki flütler de yanımızda. Ben dayımı öğretmenimize tanıştırdım. Sınıfa girdik, herkes yerlerine oturdu. Öğretmenim, dayımı sınıfa tanıştırdı. Ve bizim şimdi sınıfa bir flüt konseri vereceğimizi söyledi. Dayım ve ben flütlerle birlikte sahneye geldik. Flütleri hazırladık, birbirimize baktık, gözlerimizden işareti alıp birlikte çalmaya başladık. Çok güzel çaldık. Herkes bizi küçük elleriyle alkışladı. Sonra ikinci şarkımızı da çalmaya başladık. Herkes kendini müziğin ritmine kaptırdı, birlikte şarkıyı söylemeye başladılar. Dayım, çocuklar, biz yeniden çalalım, siz yeniden söyleyin, ama hep birlikte başlayalım, o zaman çok güzel olacak,dedi. Birlikte başladık, biz çaldık, arkadaşlarım hep birlikte söylediler, sınıf şarkı ve flüt sesleriyle çınladı.
Okuldan eve gelince Öğretmen Dayım bu güzel çalışmayı herkesin görmesi ve dinlemesi gerektiğini söyledi. Bir video çekelim ve sosyal medyalarda paylaşalım, dedi. Videoyu dedem çekecekti. Dayım salonda ışık durumuna göre duracağımız yeri belirledi. Biz çaldık, dedem çekti. Sonra çekilen videoyu birlikte izledik. Dayım sonucu beğenmedi. Yerimizi, konumumuzu değiştirerek birkaç video daha çektik. Biz flüt çala çala nefessiz kaldık, dedem de çeke çeke yoruldu. Hepsini tekrar izledik. Dayım hiç birini medyalarda paylaşacak kadar güzel bulmadı.
Öğretmen Dayımın İstanbul’da işleri çok yoğun olduğu için Denizli’ye ancak birkaç günlüğüne gelebiliyordu. Dayım gelince duyan duymayana haber veriyor ve akşamları bütün akrabalar bizde toplanıyorduk. Böylece dayım akrabaları, akrabalar dayımı bir zaman diliminde topluca görebiliyorlardı. 
Bu akşam yine öyle oldu. Yemekten sonra bütün akrabalar bize geldi. Hoş beşten sonra herkes yerlerine oturdu. Salonda bütün koltuklar doldu. Tabii ki bizim konuklara bir sürprizimiz var: Dayımla birlikte bir flüt konseri verecektik. Gündüzden konserin adının ne olacağını ve açılış ve sunuş konuşmasını kimin yapacağını dayımla kararlaştırmıştık. Konserimizin adı; 1. BAHAR KONSERİ olacaktı. Açılış konuşması ve sunuyu dayım yapacaktı. 
Biz müzisyenler sahnede yerimizi aldık. Dayım; Sevgili konuklar hepiniz Birinci Bahar Konserimize hoş geldiniz, şimdi size Reyyan’la birlikte Flütle şarkılar çalacağız, dedi. Alkışların arkası kesilince konserimiz başladı. Bildiğimiz bütün şarkıları çaldık. Herkes çok memnun kaldı. Böyle konser olursa, biz her gün buraya geliriz, dediler. 

Konserden sonra ikramlar başladı. Anneannem akşam bize bir sürü misafir geleceğini bildiği için gündüzden epeyce börek, çörek, kek yapmıştı. Öğretmen Dayım da İstanbul’dan gelirken bir kutu tatlı getirmişti. Bu tatlılar yünden yapılmış gibiydiler ve yuvarlak, topak topak sarılmıştılar. Adının pişmaniye olduğunu dayımdan öğrendim. İkram servis tabaklarında çeşit çeşit yiyecekler ve birer topak da pişmaniye vardı. Pişmaniyeler birer tane olmak üzere herkese yetti. Hem konser, hem ikram... Konserler böyle olsa ben bile giderim.
Misafirler arasında Hasan Tığraklı ağabeyim de vardı. Ve onun çok güzel bir akıllı telefonu vardı. Dayım, Onun telefonuyla çekersek videomuzun daha güzel olacağını biliyordu. Dayım kendisinden rica etti, biz bir kez daha çaldık. Hasan Abim de çekiverdi. Dayım Onun çektiği videoyu beğendi. 
Dünkü konser çok başarılı geçmişti. Çok hoşuma gitti, çok sevindim. Ertesi günü yine konser yapmak istedim. Ama bu sefer konser ücretli olacaktı. Biletler 10 Lira. Ali İhsan Dayım ertesi günü sabah erkenden bize geldi. Dün akşam gelmediği için ilk konseri kaçırmıştı. Ben ona, üzülmemesini, bu akşam yine konser yapacağımızı, ancak bu konserin ücretli olacağını söyledim. Ali İhsan Dayım çok kurnazdı. Para vermek istemiyor, konseri bedavaya getirmek istiyordu: 
-Üzerimde hiç nakit yok, sizde pos makinası var mı acaba, diye sordu. Ne yazık ki bizde de pos makinası yoktu. Pos makinası olmadığını söyledik, sonra Öğretmen Dayımla salona geçtik. Öğretmen Dayımın aklına parlak bir fikir geldi: 
Öğretmen Dayımın SAMSUNG, kapaklı, eski bir telefonu vardı. Bunu Ali İhsan Dayına pos makinası diye yutturalım. Gövde ile kapağının arasından kredi kartını çekeriz, sonra kapağını açıp tuşlarla ekrana 10 yazarız, her şey pos makinasına uyuyor, Ali İhsan Dayın da pos makinası zanneder ve parayı verir dedi. 

Telefonu alıp Ali İhsan Dayıma gittik. Dayı şimdi pos makinamız var, kredi kartını ver tahsil edelim, dedik. O da kredi kartını verdi. Kartı telefonun kapağının arasından çektik, sonra ekranı açıp 10 yazdık ve okeyledik. 10 lira hemen aşağıya düştü, sonra oradan hoop benim cebime. Konser için ilk 10 lirayı tahsil etmiştik. Ben sevdim bu müzik işini. İlerde çok büyük konserler verip, çok para kazanacağım.
Öğretmen Dayımla geçirdiğim iki gün, iki saat gibi çabucak geçiverdi. Bu sabah uyandığımızda, İstanbul’a dönüş için hazırlıklara başlamıştı bile. Biraz daha kalamaz mısın dayıcığım? Dedim ümitsizce. O da, yazın seni Akçay’a davet edeceğim. Çok uzun bir zamanı birlikte geçireceğiz. O zaman sana hem flütle yeni parçalar çalmayı, hem de orgla şarkılar çalmayı öğreteceğim, dedi. O zaman hiç üzülmedim. Sarıldık, öpüştük, vedalaştık. Ben okuluma, Öğretmen Dayım da İstanbul’a gitti.
İstanbul’a varınca videomuzu YouTube’da yayınlayıverdi. Canlı performansla konserimizi izleyemeyenler Youtube/Reyyan Mergen adresinden izleyebilirler. Videomuz bir ayda 118 kez görüntülenmiş ve izlenmişti. Videomuzu izleyenler ve beğenenler her gün artıyor. Yeni videolarımı, güzel şarkılarımı bekleyiniz. 
Sevgilerimler...

Reyyan Mergen
 


MUSTAFA UZELLİ

Ekleyen: Mustafa Uzelli    Okunma: 49

tags

reklamlar

24 Kasım Öğretmenler Günü : Öğretmen Dayım