Eğitim Sitesi

Dosya Yükle

Skeç: Hayatı Okumak:

Skeç: Hayatı Okumak

HAYATI OKUMAK

 

SELAHATTİN: Selaymün aleyküm.

İDRİS  : Aleyküm selam. Ooo, Selahaddin, sen ha! Döndün demek. Okul bitti mi yoksa?

SELAHATTİN: Yoo, daha bir yılım var. Kısmetse gelecek yıl bitecek.

İDRİS  : Öyleyse burada ne işin var?

SELAHATTİN: Yaz tatili başladı. Bir ay köyde durup sonra tekrar şehre döneceğim.

İDRİS  : Güzel, iyi düşünmüşsün. Köyünü, köylünü unutmamış olman güzel bir davranış.

SELAHATTİN: Buralar, sizler hiç unutulacak şeyler misiniz? Doğduğum bu yerleri, beraber büyüdüğüm sizleri nasıl unuturum?

İDRİS  : Gel otur hele. Yorulmuşsundur. Şu çalının yanında dinlenelim biraz. Eski günleri de anarız. dersimiz .com

SELAHATTİN: Olur, oturalım. Ee, anlat bakalım, sen neler yapıyorsun?

İDRİS  : Görüyorsun işte. Okutmadılar beni. Önüme üç beş koyun kattılar, çoban yaptılar. Senin gibi adam olamayacağız hiçbir zaman.

SELAHATTİN: Adam olmakla neyi kastediyorsun İdris?

İDRİS  : Neyi kastedeceğim, okumuş adamın hali başka olur. Duruşu, oturuşu, konuşması bir başkadır. Bizim gibi sapla samanı birbirine karıştırmaz.

SELAHATTİN: Yani okuyan herkes adam mı oluyor?

İDRİS  : Tabi ya. Baksana benim halime, ne kendime ne insanlara hayrım var. Cahil kaldık işte. Yol bilmeyiz, yöntem bilmeyiz.

SELAHATTİN: Okusaydın neler yapardın peki?

İDRİS  : Neler yapmazdım ki... Okuyup büyük adam olurdum.

SELAHATTİN: Büyük adam derken neyi kastediyorsun? Devlet başkanı filan mı?

İDRİS  : " Yoo, öyle demek istemedim. İnsanlara faydalı işler yapan biri olmayı kastettim.

SELAHATTİN: Güzel düşünüyorsun İdris. Ama bahsettiğin türde büyük adam olmak için illa okumaya gerek yok.

İDRİS  : Güldürme beni. Kitap okumadan büyük adam olunur mu?

SELAHATTİN: Olunur tabi.

İDRİS  : Nasıl?

SELAHATTİN: Hayatı okuyarak...

İDRİS  : Hayatı okuyarak mı? Ne demek o?

SELAHATTİN: Söyle bakalım, deminden beri elindeki değneği neden o çalıya vurup duruyorsun?

İDRİS  : Alışkanlık işte.

SELAHATTİN: Sence yaptığın davranış doğru mu?

İDRİS  : Yanlış da sayılmaz. Altı üstü bir çalı bu...

SELAHATTİN: Bak gördün mü? Hayatı okumuyorsun. Bir de büyük adam olmaktan bahsediyorsun.

ÎDRİS  : Anlamadım.

SELAHATTİN: Şu küçük parmağını uzat bakayım.

İDRİS  : Şu parmağımı mı? Al, uzattım. Ne yapacaksın?

SELAHATTİN: Seyret şimdi.

İDRİS  : Vay anam! Selahattin ne yapıyorsun. Niye parmağımı kıvırıyorsun. Acıyor.

SELAHATTİN: Yaa, demek canın acıyor ha. Peki bu zavallı çalının canı acımıyor muydu sence?

İDRİS  : Canım, çalı bu? Canı mı var ki acısın?

SELAHATTİN: Var tabi. Olmasa nasıl büyüyor öylese? Her sonbaharda yaprak döküp ilkbaharda nasıl yeşeriyor? Havayı nasıl temizliyor.

İDRİS  : Ne demek o?

SELAHATTİN: Şu demek İdris : Bitkiler havadaki zehirli gazı alıp yerine oksijen bırakırlar. Oksijen olmasaydı biz insanlar da yaşamazdık. İşte demin canına okuduğun bu çalı senin çıkardığın zehirli karbondioksiti alıp temizliyordu. Ya sen ne yapıyordun? İyiliğe karşı kötülük...

İDRİS  : Yaa..

SELAHATTİN: Yaa... Şaşırdın di mi? Bak İdris, insanlara faydalı olmak için illa kitap okuyup büyük adam olmak gerekmez. Eğer büyük adam olmak istiyorsan hayatı doğru oku.

İDRİS  : Hayatı nasıl doğru okuyabilirim?

SELAHATTİN: Bunun için mesleğin çok uygun. Dağ, taş senin. Bak etrafına. Ama dikkatli bak. Her şeyin bir anlamı olduğunu farkedeceksin.

İDRİS  : Nasıl yani?

SELAHATTİN: Hiçbir şey boş yere yaratılmamıştır. Kötü gördüğümüz yılanın bile bir görevi vardır.

İDRİS  : Yılanın görevi ne olabilir ki?

SELAHATTİN: Yılan neleri yer?

ÎDRÎS  : Fare türü şeyleri...

SELAHATTİN: Yılanın görevi de bu işte. Farelerin nüfusunu kontrol altında tutmak... Eğer bu görevini yapmazsa her tarafı fareler, kurbağalar alır vurur. dersimiz.com

İDRİS  : Sahi be!

SELAHATTİN: Kartallar olmasa, yılanlar hızla artar. Gördüğün gibi dünyada herşeyin bir görevi var. Peki biz insanların görevi nedir sence?

İDRİS  : Benimki koyun gütmek...

SELAHATTİN: Hayır, o sadece geçimini temin etmen için yaptığın bir davranış. Senin dünyaya geliş amacın ne olabilir?

İDRİS  : Ne olabilir?

SELAHATTİN: Güzel işler yapmak...

İDRİS  : Nedir bu işler? Ya da ben bir garip çobanım, ben nasıl güzel iş yapabilirim?

SELAHATTİN: Hiçbir güzel iş yapmasan bile, zararlı iş yapma. Bu da güzel bir iştir...

İDRİS  : Ne?

SELAHATTİN: Mesela eğer etrafına  bir ağaç dikmiyorsan dikili ağaçlara, çalılara zarar verme.

İDRİS  : Gene şu çalı meselesi...

SELAHATTİN: Yo, seni incitmek için söylemiyorum. Sadece hayatı doğru okuman yöntemini anlatmaya çalışıyorum. "Hayatı nasıl doğru okuyabilirim?" demiştin.

İDRİS  : Benim elimden ne gelir ki?

SELAHATTİN: Yollardaki taşlan dikenleri gördüğünde al, kenara at. İnsanlara iyilik etmiş olursun.

İDRİS  : Başka?

SELAHATTİN: Ağaç dik. Hem de bol bol ağaç dik. Çünkü ağacın yaptığı bütün işleri sen yapmış gibi olursun.

İDRİS  : Ne gibi?

SELAHATTİN: Düşünsene, diktiğin ağaçlar büyüyecek. Gölgesinde insanlar dinlenecek. Meyvesinden canlılar faydalanacak. Oksijen üretip havayı temizleyecek. Ayrıca ağaç, kökleriyle toprağı tutar. Toprağın kaymasını, yağmurla aşınıp gitmesini önler. Anlıyacağın bir ağacın bile faydası saymakla bitmez.

SELAHATTİN: Şimdi seni daha iyi anlıyorum. İnsan nerede olursa olsun, büyük adam olabilirmiş meğer. Benim için artık hayat anlamsız değil.

SELAHATTİN: Bundan sonra ne yapmayı düşünüyorsun?

İDRİS  : Sadece bir tek şey : Her fırsatta ağaç dikeceğim, buralar hep yemyeşil olacak.

SELAHATTİN: Çok güzel. Unutma, büyük adamların elinin değdiği yerler hayat bulur. Senin de öyle olacak inşallah.

İDRİS  : Olacak tabi. Tıpkı senin gibi. Meğer sen ne büyük adammışsın ki benim gibi kupkuru bir varlığı bir dokunuşla yeşerttin. Bana hayat verdin. Şimdi sıra bende. Ben de etrafıma hayat vereceğim. Ta ki son nefesime kadar.

adddersimiz.com

tag Hayatı Okumak Skeci kısa skeç skeç örnekleri kısa oyunlar tiyatro metinleri kısa tiyatro oyunları