Eğitim Sitesi

Dosya Yükle

Skeç: Cırcır Böceği İle Karınca:

Skeç: Cırcır Böceği İle Karınca

CIRCIR BÖCEĞİ İLE KARINCA

 

OYNAYANLAR: Selim (9 Yaşında), Meral (12 yaşında), Anneleri

 

(Geniş bir oturma odası.Sahnenin derinliğinde bir kapı.Sağda,duvarda bir ayna asılı.Karşı tarafta bir kitaplık.Odanın bir köşesinde,araba içinde bir oyuncak bebek.Birkaç oyuncak daha görünür.)

 

BİRİNCİ PERDE   

 

1. SAHNE

 

Meral-Selim-Anneleri

SELİM (Odanın ortasında top oynar.)-Şu çok bilmiş ablam gelmeden biraz top oynayayım……bir, iki , üç….

MERAL (Odaya girer) -Selim!

SELİM (Oynamayı sürdürür)-Ne var abla?....dört,beş,altı…..

MERAL - Ders zamanı geldi.

SELİM –Hani zilin sesini ben duymadım.(Güler) ha ha ha.  Yemekten sonra  çalışırım. Bir parça oynayayım…..yedi,sekiz,dokuz…..

MERAL - Ama annem dedi ki….

SELİM- Öff, beni rahat bıraksana abla! Canın isterse otur çalış,benim vaktim var …on,onbir,oniki…

MERAL - (Kitaplığa gidip hem kitap seçer,hem konuşur.) - Sen ne zaman akıllanacaksın Selim? Oyundan başka düşündüğün bir şey yok. Boyuna oyun oynarsak nasıl ders çalışırız? Senin  yarına ezberlenecek  La Fontaine’in masalı da var. Bunu hazırlamayıp sıfırı alırsan annem nasıl üzülür düşünsene!

SELİM - (Topunu zıplatmayı bırakır )-O masalı hemen hemen  ezberledim ben.

MERAL - Öyleyse söyle de dinleyelim.

SELİM  (Ellerini arkasına koyarak ablasının karşısında durur) “ Cırcır  böceği çaldı saz

Bütün yaz.  Derken kış geldi çattı…’’(Geveler)…Geldi çattı …  Geldi çattı…

MERAL - Gördün mü ! Daha üçüncü mısrada takılıyorsun. Ah kardeşim,sen de tıpkı şu masaldaki cırcırböceği gibisin. Var mı yok mu oyun , eğlence !...

SELİM  - Sen de şu sanat düşmanı karınca gibisin.Ne olmuş yani cırcırböceği yaz boyunca saz çalmışsa. Zaten senin gibi karıncalar yüzünden bu ülkede sanat gelişmiyor.Durmadan anlamsız anlamsız çalışıyorsun ben olsam sıkıntıdan çatlardım.

MERAL - Hiç de değil. Ben de pekâlâ oynuyor, dergilerimi kitaplarımı okuyacak kadar vakit buluyorum. Ama bunu ödevlerimi bitirdikten sonra yapıyorum.  Hem de içim rahat ettiği için iki kat eğleniyorum.

SELİM (Dudak büker) -Oh oh!..Allah versin bayan ukala ! Sen bu çalışma hızıyla gidersen öğretmenin Okan BABA gibi şişe dibi gözlük takacağın günler yakındır.(Yeniden topuzıplatmaya başlar.) …Bir,iki,üç….

MERAL (Masaya oturur,kitap defter açarak çalışmaya koyulur)-Sen bilirsin kardeşim. Benden söylemesi….

ANNE (Odaya girer )- Çocuklar! Ülker halanızdan size mektup var.20 Milyon da para göndermiş. 10 milyon senin 10 milyon da senin.(Parayı uzatır) Hadi açın da mektubu okuyun.Ben de Maria Barrio’yu izleyeceğim.(Odadan çıkar.)

MERAL (Zarfı aceleyle açıp okur ) - Bakalım halamız neler yazmış. ”Sevgili küçüklerim! Gönderdiğiniz armağanları aldım. Beni düşündüğünüz için çok memnun oldum.’’

SELİM - Yaşa halacığım !

MERAL (Okumayı sürdürür ) -‘’Meral’in ördüğü hırkayı seve seve giyiyorum. Selim’in yağlıboya tablosu salonumun başköşesindedir. Çalışkan,marifetli yeğenlerimle haklı olarak övünüyorum.’’

SELİM (Ablasının omzunun üstünden mektup okunurken hafifçe öksürür.)

MERAL (Okur) - Bu mektupla birlikte size yirmi milyon lira gönderiyorum. Dilediğiniz gibi harcarsınız.Babanız yolculuktan dönünce bana haber vermeyi unutmayın. Gözlerinizden öperim. Sizi seven halanız Ülker Özlü.’’

MERAL (Mektubu katlar) - Ne  şekerdir bu halamız,değil mi Selim?

SELİM  (Utanç duyarak) - Öyle (kısa bir sessizlik) Abla, şey….Ben bu parayı alamam .

MERAL (Şaşkın ) - Neden?

SELİM (Yere bakarak) - Çünkü … Tabloyla benden çok sen uğraştın.

MERAL (Güler) - Yalan değil. Sen topu topu bir sap menekşeyle bir kelebeğin kanadını yaptın galiba.

SELİM (Yavaşça) -Evet, o kadar …Kelebeğin kanadını da bitirememiştim.

MERAL (Takılarak) - Yani tablonun dörtte birini bile yapmadın.Bana göre gelen paradan hakkın bir milyon lira kadar bir şey…

SELİM (Canı sıkkın) - O kadar bile düşmez.Tablonun çerçevesini  unuttun mu? O sıralar kumbaram devlet hazinesi gibi tam takır kuru bakırdı.  Çerçeveyi de sen almıştın.

MERAL (Alayla) “Selim çaldı saz .  Bütün yaz . Derken kış da geldi çattı.  Seninkinde şafak attı. Baktı ki yok kumbarada  metelik …’’Bereket versin ablası Meral yetişti.

SELİM – Dalga geçme abla!

MERAL – Tamam Selimciğim. Ama bundan sonra sorumluluklarını yerine getirmelisin.Sadece oyunu değil görevlerini de düşünmelisin.Bak Descartes der ki “Düşünüyorum  o halde varım.”

SELİM – Ulan bu Descartes de kim? Ecnebi bir futbolcu galiba. Ben de bir ecnebi sözü bulmalıyım.Hah buldum Ariel Ortega der ki

MERAL- Ne dermiş bakalım Ariel Ortega?

SELİM- Ne der? Ne der? Hah. 3 puanı aldığımız için mutluyum.İnşallah bu sene şampiyon oluruz.

MERAL- Pes yani Selim. Ülke büyüklerimizi say desem Fenerbahçe’nin ilk on birini sayarsın.Masalı ezberle desem kırk dereden su getirirsin.

SELİM- Getiririm tabii. Ne faydası olacak masalı ezberlemenin? Öğretmenimiz bizi papağan sanıyor galiba. Bana sorarsan masalı tiyatro halinde oynasaydık daha iyi olurdu. Zaten kimsenin bize bir şey sorduğu yok.

MERAL – Hadi hadi al şu paranı da masalı ezberlemeye çalış. Sen öğretmeninden daha mı iyi bileceksin? (Parayı uzatır)

SELİM- Tamam peki peki.

(Masaya karşılıklı otururlar)

SELİM (Mırıldanarak okur)

‘’Cırcırböceği çaldı saz Bütün yaz

Derken kış da geldi çattı, Seninkinde şafak attı.

Ne bir sinek ne bir böcek…. Kalktı karıncaya gitti;

Yandı yakıldı ah etti…..’’

MERAL- Düzgün oku Selim!

SELİM- Okeeeey!

SELİM (Düzgün okur) – “İşin kötüsü karınca  borca hiç alışmamıştı.

                                   Bu ricaya çıkıştı:

                                -Ne yaptınız  yaz boyunca ?

                                -Ne mi yaptım , saz çaldım saz !

                                -Ya öyle mi?Demek ki siz yazı sazla geçirdiniz;

                                Şimdi de oynayın biraz.’’

ANNE – (Sahneye girer)  - Hah şimdi oldu.bu kez çok güzel okudun Selim.

SELİM - Bundan sonra hep iyi çalışacağım anneciğim.Ablama söz verdim. Değil mi  abla?

MERAL - Evet. Dilerim sözünde durursun.

ANNE (Kalkar )-Gidip yemeğimize bakayım.Ben sofrayı hazırlayıncaya kadar biraz oynayın.    (Çıkar)

MERAL  (Gitarını eline alır) – Ben de biraz gitar çaylım. Uzun zamandır elime aldığım yok.Sen ne yapacaksın Selim?

SELİM - Ben mi? Annemden izin alıp biraz çarşıya çıkacağım. Sen de gelsene.

MERAL - Ne yapacaksın çarşıda?

SELİM - Halamın gönderdiği parayla bir top alacağım. Çok güzel bir top alacağım.

MERAL (Hayretle bakar ) - Topu ne yapacaksın? Babamın sana bayramda aldığı şu top daha yepyeni!

SELİM (Aynanın karşısında beresini giyer) - Olsun.İki topum olsun fena mı? Hem daha büyük bir top alacağım.Şöyle…(Topu gösterir)Acaba on milyona verirler mi?Sen ne yapacaksın o parayla?

MERAL - Hiçbir şey almayacağım. Kumbarama koyacağım.

SELİM - Hepsini mi?

MERAL - Tabii. Hiçbir şey gerekli değil.

SELİM - Gerekli olmaz olur mu? Daha geçen gün Emel’in bileziğini beğenmiş,almak istemiştin ya!

MERAL - Vazgeçtim.

SELİM - Sen bilirsin. Ama ben  toptan vazgeçmem. (Kapıya yürür)  Sen de geliyor musun?

MERAL - Şımarıklık etme Selim’ciğim. Hiç olmazsa paranın yarısını kumbaraya at.

SELİM  (Omuz silker)  – Ne gereği var?

MERAL - Şimdi gerek yok ama,ilerde belki olur.

SELİM  - Şimdi top alacakken ilerde olacak şeyleri düşünemem doğrusu.

MERAL - O top hiç gerekli değil.

SELİM (Öfkeyle) - Gerekli!

MERAL - Bak Selim, son kez söylüyorum. Parayı bugün boş yere harcarsan pişman olursun sonra….

SELİM - Neden?                        

MERAL (Bir şey söylemek ister gibi olur,sonra vazgeçer,sadece gülümser) - Canım,belli olmaz…Belki birisine hediye falan almak istersin.

SELİM - O zaman başka param olur.      

MERAL - O kadar güvenme. Sözümü dinle,şu on  milyoncuğunu  benim gibi kumbarana…

SELİM - Atmayacağım. O topu almazsam içim rahat etmez.

MERAL (Bezgin) - Peki,peki.İstediğini yap.

SELİM (Kapıyı açar,eşikte ablasına bakar ) – Ben gidiyorum.Hoşça kal karınca abla!

MERAL - Güle güle zavallı Cırcırböceğim ! (Kendi kendine) Karınca komşusundan

“Üç beş buğdaydan ne çıkar,

Gelecek mevsime kadar…”diye borç istemeye geleceği gün uzak değil.O zaman  görüşürüz Selim’ciğim!

(Perde kapanır.)

 

İKİNCİ PERDE

 

1. SAHNE

 

Selim-Meral-Anneleri

(Aynı dekor.Meral dergi okur.)

SELİM – (İçeriye girer ) – Allah kahretsin.Fatih Terim kılıklı herif.Senin satacağın top bu kadar olur.

MERAL (Silkinerek başını kaldırır ) - Aman korkuttun beni Selim! Ne oldu?
SELİM (Şaşkın) – Ne olacak. Yeni topum  mahallemizin zeminiyle  tanıştığında çok sevmiş olacak ki bir daha kalkmadı.Zıplamıyor artık. Bak….(Topu yere vurur)

MERAL (Alayla) – On milyon  lira vermeye değdi doğrusu.(Kalkıp topu alır,evirip çevirir) Patlamış….Yazık.

SELİM – Hadi beee.Çok zekisin abla. (Kendi kendine) Anlamalıydım zaten. Sporun ve sporcunun düşmanı hain satıcı.Halbuki çok güzel bir topa benziyordu.

MERAL - Güzel olmasına güzel ama,iyi cins değil .

SELİM  (Tedirgin)  – Sahi… Ne yapayım şimdi abla?

MERAL – Ne yapacaksın,hiç. Eski topunla oynarsın.Gitti on milyon lira,o kadar.

SELİM  (Üzüntüyle sönmüş topuna bakar.İç çekerek ) Keşke şunu almasaydım da paramı senin gibi kumbarama atsaydım.

MERAL – Evet çok iyi olurdu.Bugün işine yarardı.

SELİM – Bugün mü? Ne var bugün?

MERAL – Aşkolsun Selim. Annemizin yaş gününü unuttun mu?

SELİM – (Şaşkın,üzüntülü;ellerini yanaklarına götürüp öylece kalır) – Eyvah.. Nasıl da unuttum…  Şimdi kutlarken ne vereceğiz abla?

MERAL – Senin ne vereceğini bilmem.

SELİM – Peki, sen ne yapacaksın?

MERAL – Ben anneme geçen gün çarşıda beğendiği eşarbı aldım.

SELİM – Haa. bildim! Ama o eşarbın fiyatı on beş milyon liraydı.

MERAL (Neşeli) – Benim gibi zengin kişinin kumbarasında on beş milyon  bulunmaz mı! Kaç aydır biriktiriyordum. Sekiz milyon lira kadar toplanmıştı;halamın on milyon lirası tam zamanında yetişti. Niçin bilezik almadığımı şimdi anladın mı?

SELİM – Evet…(Bir şey aklına gelmiş gibi,sevinçle) Abla,bu eşarp ikimizin hediyesi olsun.

MERAL – Vay  Selim’ciğim,demek sen de birkaç kuruş sahibi oldun,aferin!

SELİM (Bozulur) – Yok… şey… Yani şimdilik sana borçlu olayım. Bayrama kadar babam gelir,verir bana… Yaş günüm de yakın…

MERAL – Öyle öyle… “Yemin billah ederim,

                                 Eylüle kalmaz öderim…” Aman masalın sonunu unutma kardeşim:

                                       “İşin kötüsü karınca

                                 Borca hiç alışmamıştı….”

SELİM – Ama sen bana vereceksin,değil mi?

MERAL – “Yaz boyunca ne yaptın düşüncesiz Selim?

                   Oynadın, eğlendin öyle mi?

                   Şimdi de ağla biraz.”

SELİM – Yapma ablacığım! Annemi elim boş olarak nasıl kutlarım?      

MERAL – Kendine küs oğlum. Sana paranı havaya savur diyen olmadı. Bu sefer de yardım edersem gene adam olmazsın,çünkü hep başkalarına güvenmeye alıştın.

SELİM – Hayır,hayır,hayır! Ailemizin IMF masası şefi Meraloski Zırtaposki.Ne yapacağım ben şimdi.

MERAL – Senin ne yapacağını bilmem.Ben gidip annemin hediyesini getireyim.Annem birazdan gelir.(Odadan çıkar)            

SELİM – Öfff ne yapacağım ben şimdi.

ANNE (Odaya girer) –Ne oldu Selim? Ne oflayıp pofluyosun?

SELİM – Hiiç…

ANNE – İnsan hiç için üzülür mü hiç? Bir sebep var… Söylesene oğlum.

SELİM – Ablam…

ANNE – Ne yaptı ablan?

SELİM – Hiiç…

ANNE  (Sabırsızlanır)- Gene “hiç”! Doğru dürüst anlatsana, derdin ne senin?

SELİM   -  Bana ödünç para vermek istemiyor…

ANNE – Niçin versin? Onun gibi senin de bir kumbaran var.

SELİM (Hep ağlayarak) – Kumbaram boş benim… Bomboş!...

ANNE – Meral haklı oğlum. Son kuruşuna kadar paranı harcamamalıydın. Hem şimdi parayı ne yapacaksın?

SELİM – Şey… Şey için… (Yutkunur)

MERAL- (Elinde paketle odaya girer) Doğum günün kutlu olsun anneciğim.(Paketi uzatarak) Bunu  beğenmiştin galiba

ANNE (Paketi açar) – Aa, geçen gün vitrinde pek hoşuma giden eşarp… Çok teşekkür ederim Meral’ciğim. Ama bu hediye sana ağır gelmiştir herhalde?

MERAL (Kısa bir kararsızlık anından sonra ) Bunu tek başıma almadım anneciğim. Selim’le ikimizin hediyesi bu. (Kardeşine) Annenin elini öpsene Selim.

SELİM (Biraz durgun) – Doğum günün kutlu olsun anneciğim! (Annesinin elini öper)

ANNE  (Olup biteni anlar,ama anladığını belli etmez) – Hediyenize hem güzelliği için , hem de çocuklarımın para biriktirmeyi bildiklerini gösterdiği için sevindim.

SELİM  (Utanmış,yere bakarak) – Anne!... Bir şey söyleyeceğim…

ANNE – Söyle oğlum.

SELİM – Ablam doğruyu söylemedi.Eşarbı yalnız o aldı.

MERAL (Arkadan,kolundan çeker yavaşça) – Sus Selim sus! (Yüksek sesle) Dinleme onu anneciğim,huysuzluğu tuttu. Ne söylediğinin farkında değil. (Yavaşça) Madem ki bayramdan sonra ödeyeceksin,sen de hediyeye katılmış oldun.

ANNE (Göz ucuyla ikisini süzer,gülümseyerek) – Hadi siz iki kardeş fiskos ededurun,ben de size yaptığım pastayla çayı hazırlarım.(Çıkar)

MERAL (Takılır) – Gördün mü, bazen eli sıkı olan karınca, hoppa Cırcırböceğinin yüzünü güldürür.(Ciddi) Umarım bu defa ki dersi unutmazsın Selim.Gel,azıcık bahçeye çıkalım.

SELİM – Yok, ben gitmem.

MERAL – Neden?

SELİM – Çalışacağım. Anneme bayram için başladığım resimliği bitireceğim. Sana olan borcumu nasıl öderim?

MERAL – Aferin! Cırcırböceğimiz borcunu ödemek için çalışıyorsa adam olmaya karar vermiş demektir. Hadi hadi, bugün annemizin yaş günü  şerefine biraz eğlenelim. Resimliğini bitirmene yardım ederim, merak etme.

SELİM (Ablasına sokularak) – Benim şeker Karıncacığım,seni ne çok severim bilsen!

MERAL – Ben de seni severim küçük Cırcırım.

(Elele tutuşur, kapıya koşarlar.)

( Perde kapanır )

 

ÜÇÜNCÜ PERDE

 

1. SAHNE

 

Meral-Selim-Anneleri

(Aynı dekor. Perde açılırken Meral’le Selim karşılıklı oturarak  çalışırlar. Meral gitar çalar, Selim resim yapar.)

SELİM - Öff !... Bayrama kadar bunu dünyada bitiremem.

MERAL – Dişlerini sıkarsan…              

SELİM – Yapamam. (İşini bırakıp pencereye gider.)

MERAL – Ne oldu Selim?
SELİM – Yoruldum.

MERAL – Canım işe başlayalı yarım saat olmadı.

SELİM  (Esneyerek) – Bıktım… Canım sıkılıyor…Resim de istediğim gibi olmuyor….

MERAL – Nedense, eline bir iş aldın mı hemen canın sıkılmaya başlar.

SELİM – Havanın güzelliğine bak, abla! Azıcık bahçeye inelim; saklambaç, top oynarız . Kaç gündür güneş yüzü gördüğümüz yok… Hadi ablacığım!

MERAL  (Kızar) – Sen adam olmayacaksın Selim, oyundan başka düşündüğün yok. Senin şu resmin  yüzde yüz başıma kalacak (Selim’in resmine bakar)

SELİM – Bana ne. Ben şu gitarına bi bakayım

ANNE  (Elinde mektupla odaya girer) – Müjde çocuklar! (Hayretle) Ne o Meral, Selim’le işleri değiştirdiniz mi?

MERAL (Güler) – Yoo Selim biraz yoruldu da….

ANNE – Yoruldu değil, her zamanki gibi bıktı, sıkıldı. İşini sana yükledi.

SELİM (Başını eğerek yerine döner, işine devam eder. Merakla) – Neymiş o müjdeli haberin, anneciğim?

ANNE – Sabri  Beyler gelecek pazar Aysel’in yaş günü için kostümlü bir toplantı yapıyorlarmış. Size davetiye göndermişler.

SELİM – Gidecek miyiz anne?

MERAL – Ne giyeceğiz?

ANNE – Ne giyeceğinizden çok, giyeceklerinizi nasıl hazırlayabileceğimizi düşünün. Yalnız bir haftamız var.

SELİM    -  Ben Kızılderili kıyafeti isterim…Renk renk boyalı tüylerle bir başlık, bir kemer…

ANNE – Tabii bunları ablanla ben yapacağız, boyayacağız.Kusura bakma oğlum, işlerimiz zaten çok. Bu hevesi başka zamana sakla.

SELİM – Yok anneciğim, ben kendi elimle….

ANNE – Başlayıp hiçbirini bitirmediğin bütün elişlerin gibi, değil mi? Yoo, sana güvenim kalmadı artık Selim. Hem ikinize uygun bir giyim buldum zaten.

SELİM (İsteksiz) – Ne kıyafeti?

MERAL (Merakla) – Nasıl giyineceğiz?

ANNE (Gülerek) – Meral’e Karınca, Selim’e Cırcırböceği giyimi. İster misiniz?

İKİSİ BİRDEN  - İsteriz... İsteriz!... Yaşa anneciğim!

                                                            

Yazan: Nihal Yalaza TALUY

adddersimiz.com

tag Cırcır Böceği İle Karınca kısa skeç skeç örnekleri kısa oyunlar tiyatro metinleri kısa tiyatro oyunları