Oyun Siteleri

Makta Nedir? Makta Hakkında Kısa Bilgi

MaktaEdebiyat Terimi Olarak Makta :
Gazel ya da kasidenin son beyti.

 

MaktaYazma Eser(Hat-Tezhip-Ebru-Cilt-Minyatür) Terimi Olarak Makta :
Mikta veya kalem yastığı da denir. Bir karış uzunluğunda, kalınca bir parmak eninde ve yassıdır. Kalemi yonttuktan sonra üzerine koyarak ucunu çıtlatmak için, yani dikine keserek yazı yazacak bir hâle getirmek için kullanılmıştır. Kalemin oturduğu yuvaya hane-i kalem denir. Makta genellikle fildişinden yapılmıştır. Altın kakmalı olanları da vardır. Ama bunlarda da kalemin ucunun geleceği yere ufak ve konik bir fildişi parça yapıştırılmıştır.

Makta ustaları mülga Mevlevî tekkelerinden ve bazen Bektaşî'lerden çıkmıştır. Bu maktaların baş tarafında zarif bir Mevlevi sikkesi ve altında talik yazıyla «Ya Hazret-i Mevlânâ» yazısı vardır. Daha altta hendesî şekillerde çiçekler ve üstatların zarif ve girift imzaları görülür.

N. Rüştü Büngül'ün, Eski Eserler Ansiklopedisi'nde makta yapan üstatlar arasında Bursalı Fahrî, Edirneli Nakşî, Çevrî, Resmî, Fikrî, Rıza ve Eski Reşid adları geçmektedir.

 

Benzer Edebiyat Terimleri :

terimler sözlüğüPürizm : Dilde arıcılık.... devam et

terimler sözlüğüGramer : Bir dili meydana getiren ses, sözcük yapılışı, sözcük haznesi, anlam değişmeleri, cümle kuruluşu gibi unsurları inceleyip kurallara bağlayan dil bilgisi. Yunanca gramma kökünden geliyor.... devam et

terimler sözlüğüAsonans : Aynı aksanı veren ünlüyü ondan sonra veya önce gelen ünsüzü dikkate almadan her dizenin sonunda tekrarlama biçiminde yapılan uyak. Yarım kafiye.... devam et

terimler sözlüğüSerbest Nazım : Bend, vezin ve kafiye kurallarına bağlı olmayan nazım şekli. Bendlerin, mısraların ve hecelerin sayıları belli düzene bağlı değildir. Şair isterse kafiyeli yazar. Bendleri sınırlayabilir veya sınırlamaz. Önce Fransız sembolistleri arasında yayıldı. Türk edebiyatına Servet-i Fünûn döneminde Batı edebiyatından girdi. Serbest nazmın uygulanışı üç aşama geçirdi: 1. Vezinli-kafiyeli serbest nazım: Servet-i Fünûn ve Fecr-i Âti döneminde görülür. Mısralar bir kelimeye kadar kısaldı, kafiye belli bir kurala göre sıraland. Aruz veznine yer verildi, bir şiirde birkaç aruz kalıbı veya bu kalıpların çeşitli cüzleri kullanıldı. 2. Vezinsiz-kafiyeli serbest nazım: 1925-1930 yıllarında görülmüş, 1930'dan sonra yaygınlık kazanmıştır. Vezin bırakılmış, bir heceye kadar küçülen dizeler kurulmuştur. Bu dizeler hiçbir dış düzene bağlı değildir. Şair belirtmek istediği fikri taşıyan kelimeyi öne çıkarır. Büyük harfler sadece cümle başlarında kullanılabilir. Kafiyeli mısraların arası açılarak kafiye örgüsü gevşetilir. 3. Vezinsiz-kafiyesiz serbest nazım: 1940 yılından sonra yaygınlaşan bu anlayışta vezin ve kafiye tamamen bırakıldı şiirde iç uyum önem kazandı. Örnek: Yolcu Yolunda Gerek Hastalar, Kar isterler Kafdağının ardından Ve buluttan döşek, Onlar, Yaramaz çocuklardır, Sallar durur, Dünyanın balkonundan, Düştü düşecek! Gölgen kaçıyorsa senden, Düşmüşse gökte yıldızın, Kavga başlar canla ten arasında Ne bilelim; Hangi pınarın suyu, Ya da çiçeğin özünde derman, Büyük yerden geldi ferman Yolcu yolunda gerek Ali Akbaş... devam et

terimler sözlüğüLafçılık : Özellikle yazılı edebiyatta anlatımı gereksiz sözlerle doldurma ve bunu alışkanlık edinme.... devam et

terimler sözlüğüİstidrâk : Anlamla ilgili sanatlardandır. Över gibi görünerek yerme ve yerer gibi görünerek övmek. 1. Övme yoluyla yerme: Eskiler te'küdü'z-zemm bi-mâ yüşebbihü'l medh derlerdir. Kişi övmeye benzer sözlerle, kuvvetle yerilir. Ali Paşa'nın Girit'teki başarısızlığını dile getiren Ziya Paşa'nın Zafernâme'sinden alınan şu beyitler bu sanatın en güzel örneklerinden. Bârek-Allah zehî kevkebe-i âlel'al Levhaş-Allah, aceb nusret-i feyz ü ikbâl! Hak bu kim görmedi ağaz edeli devre elek Böyle bir tefh ü zafer böyle şükûh ü iclâl... Lerze saldı feleğe nâre-i "Hayyâk Allah" Râşe verdi küre'yi gulgule-i "Ya Müteâl" Kimseler olmadı bu feth-i mübîne mazhar Ne Skender ne Hülâgâ ne Sezar ü Anibal. Âferin himmetine âsaf-ı âli-kadrin, Oldu şâyeste-I tevfik-i Cenâb-I Müteâl Girid'I aldı geri himmet-i seyf ü kalemi Hakkına gelmiş iken dâiye-i istiklâl Devleti eyledi bir öyle belâdan âzâd Yoksa pek müşkil olurdu şu zamânda ahvâl... İhtiyar eyledi bu kışda şu müşkil seferi, Yoksa kim etmiş idi kendisini istiskâl! 2. Yerme yoluyla övme: Eskiler te'kîdü'l-medh bi-mâ yüşebbıhü'z-zemm derlerdi. Kişi yermeye benzer sözlerle kuvvetle övülür. Örnek: Dehrde anlamayup bilmediği varsa meğer Tamau buğz u nifak u hased u gadr u sitem Nabî... devam et

Diğer terim sözlüklerini de inceleyebilirsiniz...

terimler sözlüğü Ziraat(Tarım) Terimleri Sözlüğü

terimler sözlüğü Atletizm Terimleri Sözlüğü

terimler sözlüğü Voleybol Terimleri Sözlüğü

terimler sözlüğü Fen Bilimleri Terimleri Sözlüğü

terimler sözlüğü Arıcılık Terimleri Sözlüğü

terimler sözlüğü Sağlık-Tıp Terimleri Sözlüğü

terimler sözlüğü Yapı-Dekorasyon Terimleri Sözlüğü

terimler sözlüğü Golf Terimleri Sözlüğü

terimler sözlüğü Arkeoloji Terimleri Sözlüğü

terimler sözlüğü Yöresel-Bölgesel Terimleri Sözlüğü

terimler sözlüğü Reklamcılık Terimleri Sözlüğü

terimler sözlüğü Uzay ve Astronomi Terimleri Sözlüğü

Online Edebiyat Terimleri Sözlüğü

Terimler Sözlüğü Ana Sayfaya Dönüş İçin Tıklayın