Eğitim Sitesi

24 Kasım Öğretmenler Günü İle İlgili Skeç- Âşık Osman:

24 Kasım Öğretmenler Günü İle İlgili Skeç- Âşık Osman

ÂŞIK OSMAN

YER  : Okul bahçesi  ve sınıf
KİŞİLER : 10 Kişi  (  Osman, Murat , Filiz, Öğretmen, Kamil, Bekir, 1. Öğrenci, 2. Öğrenci, 3. Öğrenci, Sınıf Başkanı
AĞIR OSMAN : iri yarı, uzun boylu, saf bir öğrenci. Dersleri iyi değil.
YEDİ BELA MURAT : Okulun en sorunlu, tembel, dalavereci öğrencilerinden biri, dersleri zayıf
Çift Porsiyon KAMİL  : İri, uzun boylu, safça biri
Çörek BEKİR  : Kısa boylu, şişmanca. Murat’ın peşinden ayrılmazlar. Birer adım gerisinde sağlı sollu dururlar.
 
Osman okul bahçesinde elleri cebinde üzüntülü üzüntülü dolaşırken MURAT ve Murat’ın arkadaşları yanına gelir.

MURAT  : Sınıfımızın en yakışıklı öğrencisi…
OSMAN : Dalga geçme.
MURAT : Dur bir bakayım.(Biraz geri çekilir, çevresinde dolanır Osman’ı baştan ayağa süzer.) Dalga geçtiğimi düşünmekte haklısın Osman arkadaş. Sınıfın değil okulun en yakışıklı öğrencisi demek daha doğru olur. Üzgün gördüm seni.
OSMAN : Canım sıkıldı dolaşıyordum.
MURAT  : Elbette canın sıkılır. Şimdi coğrafya dersine gireceğiz.
OSMAN : Ondan değil.
MURAT : Hem de iki saat coğrafya. Nasıl olsa kalıyoruz niye çekelim?
OSMAN : Çalışmıyoruz, dinlemiyor…
MURAT  : Diğer sınıfın öğrencileri çok mu çalışıyorlar?
OSMAN : Öğretmenleri farklı.
MURAT : Ne güzel söyledin ne güzel. Bizimki hem zor soruyor hem de kopya çektirmiyor.
OSMAN : Öğrenmemiz için…
MURAT  : Ne işine yarayacak öğrettikleri. Git annene, babana sor. Ne kalmış akıllarında diye.
OSMAN : Orası öyle de…
MURAT : Arkadaş, bizde birlik yok. Arkadaş dayanışması hiç yok.
OSMAN : Nasıl bir birlik, Nasıl bir dayanışma?
MURAT  : Bu öğretmen bıraksın bizim sınıfı.
OSMAN : Söyle bıraksın.
MURAT : Söylemekle olur mu?
OSMAN : Ne yapalım?
MURAT  : Öğretmeni yıldıralım, kaçıralım. 
OSMAN : Kadın dersini güzel işliyor.
MURAT : Güzeli bırak. Güzel karın doyurmuyor. Yani sınıf geçirmiyor.
OSMAN : Dersi dinleyip çalışsak…
MURAT  : Takılıp kaldın aynı yere.  Çalışsak, çalışsak… diğer sınıfın öğrencileri biz de çalışmadan geçelim. Yardım et bana kaçıralım bu öğretmeni.
OSMAN : Nasıl kaçıracağız?
MURAT : Öğretmeni her ders sinir edeceğiz.
OSMAN : (Gülerek) Sizler her ders sinir ediyorsunuz, ama kaçmıyor.
MURAT  : Niye kaçmıyor?
OSMAN : Sinir etmek yanlış bir davranış. Öğrenci kendine zarar veriyor.
MURAT : Arkadaşım çalıştır şu kafayı. Biz üç dört kişi dersini dinlemiyoruz. Bu sayı artıkça…
OSMAN : Hepimizi disipline verir.
MURAT  : Hepimizi veremez işte.
OSMAN : Sizleri kaç kez disipline verdi. (Gülerek) Disiplin Kurulu tanık olarak beni de çağırmıştı.
MURAT : Sizler de bizi suçladınız.
OSMAN : Ben kimseyi suçlamadım. Sizin yaptıklarınızı, söylediklerinizi olduğu gibi anlattım.
MURAT : İyi bo, bo.. yediiiz    (Eli havada kalır. Bo sözünü söyler söylemez seyirciye bakar. Bo birkaç kez tekrarlar.) Senin gibi bir arkadaştan da bu beklenir.(Sorarım sana, der gibi kafa sallar, Osman’a göstermeden) Neyse bırakalım bunları.
OSMAN : En son uzaklaştırma cezası mı almıştın? Ben disiplinde olsaydım sizi çoktan atardım okuldan. Öğretmenler yine insaflı.  ( Filiz elinde defter ders çalışarak, okuduğunu kendi kendine anlatarak bahçede dolaşır. Osman, Murat’ı dinlemez Filiz’i süzer, Filiz bir iki kez dönüp bakar, gülümser geçer.) 
MURAT : (Söylev çeker gibi, siyasetçi gibi konuşur. Sağ el ve işaret parmağı havadadır. Kendini kürsüde sanır.) Bu davranışımız coğrafya öğretmenine karşı, dolayısıyla tüm öğretmenlere karşı bir savaştır. Savaşı kazanmak için çoğunluk olmalıyız. Çoğunluk demek güçlü olmak demek, güçlü olmak demek haklı olmak demektir. (Seyirciye bakarak, dikleşir, göğsünü kabartır, Osman’dan yanıt bekler.) (Sakin, tehdit edici bir sesle) Bizden yana mı, öğretmen den yana mısın? Yerini belirle Osman! Bak sana Osman diyorum. Herkes gibi .(Osman’a bakar.) Ağır Osman, Sağır Osman demiyorum. (Önünde durur, parmaklarını açıp elini sallar. Osman, Murat’ın parmaklarını tutar, ayaklarıyla yukarı kalkarak Filiz’in arkasından bakar. Peşinden gitmek ister, Murat arkadaşlarına baş işareti yapar.  Murat’ın arkadaşları koşarak gidip Osman’ı kollarından yakalayıp Murat’ın önüne dikerler. Osman korkmuştur.)Osman sen beni dinlemiyorsun.
OSMAN •: Dinlemez olur muyum? Dinliyorum.
MURAT  : En son ne söyledim?
OSMAN : (Filiz’e bakarak konuşur) Sınıfın değil okulun en yakışıklı öğrencisi olduğumu, söyledin.
MURAT : (Arkadaşlarına sorar.) Ne söyledim en son?
KAMİL : Bilirsin abi, uzun tümceleri aklımda tutamıyorum. abi.
MURAT : Çörek ne dedim?
BEKİR : Ağır Osman, Sağır Osman, dedin abi.
MURAT : Ağır Osman, Sağır Osman demiyorum, dedim. Başkaları diyor. (Bir adım uzaklaşır. Murat’ın arkadaşları da birer adım atarlar. Şimşekler çakar kafasında. Gülümser.Uzaklaşan Filiz’e seslenir. Filiz duymaz. Arkadaşlarına ) Filiz’i çabuk getirin. (Arkadaşları komanda koşusu gibi ağır çekimde sahnede koşarlar. Murat, Osman’a yaklaşır. ) Bu okulda güzel kız hiç yok.
OSMAN : (Parmağıyla biri göstererek,) Bir tane de mi yok?
MURAT : Bir tane var ona da birileri göz koymuş, bize bakmak düşmez.
OSMAN : (Kasılır) Böyle dürüst, namuslu arkadaşları severim.
MURAT : Başkasının göz koyduğu kıza bakanları sevmem.
OSMAN : Ben hiç sevmem.
  (Bekir’le Kamil Filiz’i getirirler.  Murat’ın dur işaretiyle üç adım uzakta durular.  Filiz’in bir adım arkasında, sağında solunda durmuşlardır.)
MURAT : Filiz, ben de seni arıyordum.  Sana sevineceğin bir haber getirdim.(Osman’a sessizce söyler)  Yan sınıftan bir çocuk Filiz’e çıkma teklifi etti. Kendi söyleyemedi bana söyleyiver, dedi
OSMAN : Kimmiş o?
MURAT : Herkese söylenmez.
OSMAN : (Osman bu olaya çok bozulmuştur. Yüzü asılır, kolu kanadı kırılır.)
MURAT : (Filiz’e doğru birkaç adım atar Osman’a duyurmadan konuşur.). Filiz, coğrafya ödevini yaptın mı?
FİLİZ  : Aaa! Yedi Bela Murat dersle mi ilgileniyor?
MURAT : Kendim için değil yan sınıftan bir arkadaş istedi de. Bizden sonra onların coğrafya dersi var. Defterini ver de fotokopi çektirivereyim.
FİLİZ  : Kimmiş bu çocuk? Niye kendi gelmiyor?
MURAT : Yeni gelmiş kimseyi tanımıyor.
FİLİZ  : Hemen çektirip getireceksin.
MURAT : Beş dakikada. Ben alacağım, ben getireceğim.
FİLİZ  : Niye fısıltıyla konuşuyorsun?
MURAT : Kendim için sanmasınlar. Karizmayı çizdirmemek için.
FİLİZ  : Yedi Bela Murat bir dümenler çeviriyor ama…
MURAT : (Osman’ın duyacağı biçimde söyler.) Önümüzdeki teneffüs.
FİLİZ  : Kimmiş bu çocuk merak ettim. (Ayrılırken gülümseyerek)Yakışıklı mı?
MURAT : (Osman’a bakarak seslenir) Okulun bir numarası olmasa da ikincisi olur.(Filiz çıkar, arkasından sesleniyor gibi yapar. Osman’a duyurmak için.)  Osman’dan çekinme sır çıkmaz.. Dediğim gibi son dersten sonra okul bahçesinde bekleyeceğim. Kim olduğunu o zaman söylerim. (Osman’a yaklaşır sır veriyormuş gibi yapar.) Çocuk bu kıza uygun değil Kıza yazık olacak. Ne yapalım, arkadaş hatırı… Yarın bir gün benim de ona işim düşer. Arkadaşlık böyle günlerde belli olur. Arkadaş arkadaşın neyidir?
OSMAN : Ne bileyim.
MURAT  : Sırdaşıdır, eşeğidir.
KAMİL : Öyle demiyorlar abi.
MURAT : İzin vermeden konuşmayacaksınız, demedim mi?
KAMİL : Ağzımdan kaçtı abi.
MURAT : Kapat o ağzını yoksa ağzına pabuç tıkarım.
OSMAN : (Murat bağırınca Osman da korkar.) Coğrafyacı fazla kızmaz değil mi?
MURAT : (Kasılarak yürür) Sen ilk kez atacaksın. Şöyle bir bakar sana. Ağaran gözlere bakmayacaksın. Yoksa alışkın değilsin altına kaçırırsın.
OSMAN : (Ceplerini karıştırır.) Bende silgi yok.
MURAT : Osman, kardeşim silgi isteyecek, kutusuyla veririm.
BEKİR : Al yepyeni silgi.
OSMAN : Filiz’i o çocukla tanıştırmayacaksın.
MURAT  : Filiz o çocuğa uygun değil. Okulun bir numaralı kızı, bir numaralı erkeğiyle çıkmalı. Değil mi Yamu..  Yakışıklı Osman
OSMAN : Herkes haddini bilmeli. Davul bile dengi dengine çalar demişler.
MURAT :  Silgiyi kime atacaksın?
OSMAN : Ön tarafa…
 MURAT : Selin’in kafaya…
OSMAN : Selin sınıfın en çalışkan, en sinirli öğrencisi... Öğretmen onu çok seviyor.
MURAT  : Selin aynı zamanda sınıfın en çenelisi, en cadalozu… Ses ne biçim. ( Selin’i öykünür)  “Öğretmenim kafama silgi attılar. Arkaya yan döner, “Kim attı. Dersi dinlesenize. Bir de, anlayamıyoruz, dersiniz. Öğretmeni suçlarsınız”.
Yağcı, eline fırsat geçince öğretmenin gözüne gözüne girmek için bağırıp duracak. Tam bizim istediğimiz ortam olacak.
OSMAN : Çok ayıp olacak.
MURAT : Filiz de güzel kız.
BEKİR : Filiz bugün mü güzelleşti abi?
MURAT : Size konuşmayacaksınız demedim mi?
BEKİR : Kamil’e dedin abi.
MURAT : Ulan Çörek Bekir, sen de sus.
BEKİR : Emrin olur abim.
OSMAN : Filiz için…
MURAT  : Başkalarına kaptırmaya gelmez.  Böğürtlen gibi kız. Böğürtleni yemek isteyen ellerinin çizilmesini göze alacak.
OSMAN : Ya yüzüm gözüm de çizilirse…
MURAT : Arkadaşların ne güne duruyor? Benim adım ne?
OSMAN : Murat.
MURAT  : Ne Murat diyorlar?
OSMAN : (Çekinerek der)Yedi Bela Murat.
KAMİL : Pislik Murat, Çamur….mu..mu.
MURAT : (Kamil’e ser sert bakar. ) Yedi Bela Murat! ( Kamil titrer.) Ben bu adı kolayına almadım. Bir sürü dikenle, çalıyla, odunla uğraştım. ( Osman’a yaklaşır.)  Filiz sınıfımızın en güzel kızı. Dünya ahret bacım olsun.  Güzelliğinden ziyade gizemli bir çekiciliği var.
OSMAN : Filiz gerçekten bana bakar mı? Samimi olarak, arkadaş olarak söyle.
MURAT  : Şu boy pos, bu yakışıklılık ben de olsun (Ünlü bir mankenin adını söyler.) tavlarım.  Sende kendine güven yok. Bakışlar sönük, çekingen duruş, eğri boyun,  baktığın kişiye elektrik yollayamıyorsun.
OSMAN : Bu elektrik ne oluyor?
MURAT : Hiç duymadın mı elektriği?
OSMAN : (Başını yukarı kaldırarak dilini üst damağa yapıştırıp güçlü bir ses çıkarır.) Çıııık 
MURAT  : (Osman’ı inceler, dokunur. ) Sen dolu bir pilsin. Dolu bir pille bitmiş pili her göz ayırt edemez.(Elini elektrik çarpmış gibi çeker.) Sen patlamaya hazır bir pilsin.(Düşünür…) Olmadı bu. Sen sürekli şarja takılı bir pilsin. Enerji kabına sığmıyor. Fotoğraf makinesinde düğmeye basarsın da şimşekler çakar ya sen kendi makineni açmasını, bu makinenin düğmelerine basmasını bilmiyorsun. Yanlış düğmelere basıyorsun. Çünkü sende elektrik fazla olduğu için ayarını yapamıyorsun. Kız çarpılıyor, sersemliyor, bayılıyor, senin yanından nasıl kaçacağını bilemiyor.
OSMAN : (Kendinden geçmiş, bir süre ağzı açık durur, mutlu biçimde) Ne güzel anlattın beni.
MURAT : Beş dakika sonra bir silgi daha atacaksın
OSMAN : Kime atacağım?
MURAT  : Yine Selin’e atacaksın.
OSMAN : Selin’e demin attım.
MURAT : Aynı kişiye üst üste atacaksın ki …
OSMAN : Selin bu kez çok kızacak.
MURAT : İyi ya işte… Kızmış olanı köpürteceğiz. Silgiyi yiyen kızsın, sinirlensin, patlasın.
OSMAN : Öğretmen çok kızacak.
MURAT : Filiz’e elektrik yollamanın on yöntemini öğrenmek ister misin?
OSMAN : İstemez olur muyum? Neymiş bu yöntemler?
MURAT : Önce silgi.
OSMAN : Silgi neymiş, ayakkabımı çıkarır cadaloz Selin’in kafayı yararım. Sen öğret.
MURAT : Yok öyle yağma. Önce silgi atışı…
OSMAN : ( Bir adım uzaklaşır, düşünür.)Beni kandırmıyorsun değil mi? 
MURAT : Kandırmıyorum.
OSMAN : Sen bunları biliyorsun da senin niye kız arkadaşın hiç yok?
MURAT  : (Burnundan solur, bir adım uzaklaşır, kendi kendine,) Salağa da söz anlatmak amma zormuş.
OSMAN : (Üzüntülü) Kime dedin salak diye?
MURAT : Salak Bekir.
BEKİR : Ayıp oluyor abi.
MURAT : Biraz salak ol.
BEKİR : Nasıl olacağım abi?
MURAT : Olduğun gibi kal, sesini çıkarma, geçici salaklık.
 (Zil sesi duyulur.)  Zil çaldı derse geç kalmayalım (Osman’ın koluna girer. Sahneden çıkmak için yürürler.  Arkadaşları da peşinden gider. Murat geri döner , arkadaşları durur.)  Siz nereye gidiyorsunuz?
KAMİL : Dersimiz boş.
BEKİR : Sizin sınıfa girip de coğrafya öğretmenini sinir edecektik ya.
MURAT : A seçeneği varken B seneğine gerek yok.
BEKİR : Seçenek meçenek ne iştir abi alamadım.  Açık konuşsan..
KAMİL : Açık olunca ayıp olmaz mı?
MURAT : Bu espriyi bir daha yapmayacaksın, diye kaç kez söyleyeceğim sana?
KAMİL : Özür dilerim abi. Açık sözünü duyunca dayanamıyorum. Aklıma başka şeyler geliyor.
MURAT : Sizin salaklığınız yüzünden derse yine geç kaldım. Burada bekleyin. Osman’la benim ne zaman çıkacağımız belli olmaz.
BEKİR : Bekliyoruz abi.
KAMİL : Gazanız mübarek olsun abi.. (Murat sahneden çıkar.)
BEKİR : Boyu küçük ama beyni büyük.
KAMİL. : Yüreği büyük.  Her insanın üstün bir yönü vardır.
BEKİR : Önemli olan üstün yönünü araştırıp bulması…

 (Şarkı söylerler)

(Sınıf)

“Öğretmenim kafama yine silgi attılar. Kim attı?  Dersi dinlesenize. Bir de, anlayamıyoruz, dersiniz. Öğretmeni suçlarsınız. Okumaya niyetiniz yoksa bize engel olmayın. Kaç kez uyaracağız sizi?”

(Öğretmen acı acı Murat’a bakar)

MURAT : Bu kez inanın ben atmadım.
ÖĞRETMEN : Senden başka kim yapar bu terbiyesizliği?
MURAT : Bu kez inanın ben atmadım.
ÖĞRETMEN : Bir kez attım dediğini duymadık.
MURAT :  Sınıfa sorun.
1. SES : Osman attı.
ÖĞRETMEN : (Olamaz anlamında kafayı sallar.) İnanmam.
2. SES : Evet öğretmenim Osman attı.
3.SES : Üç tane daha attı ama onları tutturamadı.
OSMAN : Öğretmenim çöpe atıyordum Selin’in kafasına geldi.
MURAT : İyi atıcı değilmiş. Olur böyle şeyler. Uzatmaya, abartmaya gerek yok. Ben bir tane atsaydım doğru idaredeydim. Öğretmenler bir de öğrenciler arasında ayrım yapmıyoruz, derler.
ÖĞRETMEN : Başkan, Osman’ı doğru idareyi götürüyorsun. Kıratın yanında oturursan böyle olur.
MURAT : Aa! Aaaa! ( Sınıfın içinde koşturarak söyler.)Arkadaşlar duydunuz mu, duydunuz mu? Öğretmen bana at, dedi.
1.SES : Yalan söyleme at demedi. Kırat dedi.
MURAT : At dedi mi demedi mi? Öğretmen bana hakaret etti mi etmedi mi? (Hemen telefonu çıkarır.) Alo 147 öğretmen şikâyet hattı mı? Coğrafya öğretmenim sınıfın içinde, herkesin gözü önünde bana at dedi. Yani hayvan dedi. Ben bir daha bu arkadaşların yüzüne nasıl bakacağım? Okumak istemiyorum. Her teneffüs her ders arkadaşlarım bana bakıp bakıp gülecekler…. Beni görünce at gibi kişneyecekler. (Kişner) Bu hakaretlere ben dayanama. Atacağım, kendimi camdan aşağı atacağım. Tutmayın beni tutmayın.  ( Yanına yaklaştığı kişiler ellerini Murat’tan çekerler”
2.SES : Öğretmenimiz çok büyük yanlışlık yaptı. Kırat diyerek seni övdü.
MURAT : (Üzerine yürür.) Murat da seni dövdü. (Birkaç kişi araya girer.)
2. SES : Bırakın şunu sınıfta halledeyim. Atayım şunu camdan dışarı. Okul kurtulsun, annesi, babası kurtulsun.  (Öğretmen tutar.)
ÖĞRETMEN : Kızım sen karışma.
(Dışarıdan sesler gelir.)
BEKİR : Dalalım sınıfa, indirelim aşağı…
KAMİL : Abimin işine karışma. Abim çağırınca gideriz. Merak etme dışarı çıkacaklar.

MURAT : Burada seni dövemeyeceğim. Erkeksen dışarı çık
2.SES  : Dışarıda ayıların mı bekliyor?
(Dışarıdan, arkadan ses gelir.)
BEKİR  : Biri bize ayı dedi.
KAMİL : Duydum. Abimden emir bekle.
MURAT : Dışarı çık da neyin beklediğini göresin.
ÖRETMEN : Çıkın dışarı hepiniz. Başkan, bunları doğru idareye götürüyorsun.
BAŞKAN : Öğretmenim bunlar dışarıda benim sözümü dinlemezler. Siz disipline verin.
ÖĞRETMEN : Sen dediğimi yap, idareye gitmezlerse sen gel bana söyle.  (Çocuklar dışarı çıkarlar. Murat kollarını yana açarak yürür. )
MURAT : Helal olsun Osman, ağırlını koydun. (Osman da Murta gibi yürümeye başar.)
OSMAN : İdareciye ne diyeceğiz?
MURAT : Öğretmeni suçlayacağız. Silgi yazdığımı silmiyordu, çöp kutusuna atayım dedim, yanlışlıkla arkadaşımın kafasına geldi, diyeceksin.
OSMAN : Ama beş kez attım.
MURAT : Arkadaşlarım çöp kutusuna basket atamazsın, dediler. Ben de atarım dedim. Onlar verdi, ben de çöp kutusuna attım. Küçük bir silgi de arkadaşın kafasına değdi. Bunda büyütecek ne var, anlayamıyorum. Silgi atmak suç mu? Sen bu savunmayı yap, hiç kimse sana dokunamaz.
OSMAN : Elektrik işi…
MURAT : Ne elektriği?
OSMAN : Elektrik çarpması…
MURAT : İdareciler elektrikle işkence yapmıyorlar. Onlar da biraz bağırıp çağırıp yolluyorlar.
OSMAN : Filiz’e yollayacağım elektrik.
MURAT : Haaaa! (Düşünür.)  İlk dersi hakkettin. Yamuk Osman yok artık.  Yakışıklı Osman var. İlerde Çapkın Osman olacak.
 İyi dinle bu birinci ders:
Kızlar sürü halinde gezen yaratıklardır. Kurt bile gözüne kestirdiği kuzuyu sürüden ayırır. Bu kızlar tuvalete bile yalnız gitmezler. Kızı yalnız yakalayacağın yeri bulmalısın. Baktın olmadı, sürekli beraber gezdiği kızla gezerken yanına yaklaş, her gün ki gibi geyik muhabbeti yap.
OSMAN : Kızlarla geyik muhabbeti hiç yapmadım ki…
MURAT : Bu önemli sorun.  O zaman önce geyik muhabbetini anlatayım. Kızları görünce gideceksin yanlarına. “Nasılsınız?”diyeceksin.  Tabi ki iyiyiz, diyecekler. “Ne güzel ne güzel…”diyeceksin.  “Sizin gibi çalışkan, güzel kızlar da iyi olmasa kim iyi olacak?” Gibi sözler söyleyeceksin.
OSMAN : Ya söyleyemezsem, ne olacak?
MURAT : Söyleyemeyecek ne var bunda?
OSMAN : Ya unutursam…
MURAT  : Ertesi gün yeniden gideceksin yanlarına. Tabi dersine iyi çalışmış olarak. Aklına söyleyecek söz gelmezse, takılırsan, nasılsınız dan  sonra “Filiz seninle  biraz konuşmamız gerekiyor.”diyeceksin. Bunun tüm dünya dillerindeki karşılığı “Benimle çıkar mısın?”demektir. Bunu tüm kızlar bilir. Eğer kız, “Neden olmasın?”derse iş tamamdır. Yok eğer “Ne konuşacağız?”derse, kızı daha etkileyememişsin, biraz daha uzun paslarla oynaman gerekiyor.
OSMAN : Uzun paslar nasıl oluyor abi?
MURAT : Bu bir sonraki dersin konusu.
OSMAN : Hepsini anlat ne olur.
MURAT : Öğretmenler tüm konuları bir derste mi anlatıyorlar? Sırayla, kavrayarak, uygulama yaparak öğreneceksin.  Şimdi derse gireceğiz.
OSMAN : Bu gün girmeyelim derse. Gel sana çay, kahve, süt ısmarlayayım.
MURAT : Bunların zamanı mı?
OSMAN : Karnın mı aç?
MURAT : Evet, nasıl anladın?
OSMAN : Yarım ekmek arası söyleyeyim. (Koluna girer çekiştirir.) Yemek ısmarlayayım. Bu ayıcıklara da ısmarlarım ne yerlerse.
BEKİR : Abi, bize, ayıcık, dedi.
OSMAN : Herkes öyle diyor da ağzımdan kaçtı.
BEKİR : Kapat ağzını….
KAMİL : Yoksa biz kapatırız bir daha açamazsınız.
MURAT : Ulan ayılar, kaç kes söyleyeceğim size, işime karışmayın, diye.
KAMİL : Söz bize dokundu abi.
MURAT : İçinde iyi niyet var. İyi niyetle edilen küfür bile dokunmaz. İnsan en yakın arkadaşına küfür ediyor, arkadaşın kızıyor mu?
KAMİL : O şaka abi.
MURAT : Burada iyi niyet var, kasıt yok.
BEKİR : Hakem düdüğü çalmaz, oyuna devam…
OSMAN : Param yok sanmayın var. Kaç aydır Filiz’e bir şeyler ısmarlarım diye para biriktiriyorum. Çok param var.
MURAT : O paralar yeri geldiği zaman işe yarayacaktır. Başkasına da param var deme.
OSMAN : Bir tek siz biliyorsunuz.
MURAT : Başkası bilmesin.
OSMAN : Filiz çıkalım derse ne diyeceğim?
MURAT : Çıkalım demez. Sen ne demiştin? “Biraz konuşmamız gerekiyor.”demiştin. Filiz istiyorsa,  “Neden olmasın?”der.
OSMAN : O zaman iş bitti.
MURAT : Nah bitti.
OSMAN : Kuş kafese girdi.
MURAT : Sen bu kafayla kafesi parçalarsın. Kuşu dozer gibi ezersin.
OSMAN : Ne yapmalıyım abi?
MURAT : Önemli olan kuşu yakalamak değil, kuşu evcilleştirmektir.
OSMAN : Yoksa fırsatını bulunca pııır.
MURAT : Bak kafan çalışıyor.
OSMAN : Okşayacağım değil mi abi?
MURAT : Azar azar yemleyeceksin, sıkmadan. Yani konuşmasını bileceksin. Kızların hepsi kulaklarıyla severler. Bir ton yalanı üst üste sıralayacaksın. Küçücük beyni karman çorman olacak. Hiçbir şey anlayamayacak. Sadece duymak istedikleri aklında kalacak.
(Filiz, Bekir’le Kamil’in arkasına saklanarak konuşmaları dinler.)
OSMAN : Bir ton yalanı nereden bulacağım?
MURAT : Bu abin, ne güne duruyor?
OSMAN : Sen Yedi Bela Murat değil, Yedi Melek Murat’sın.
MURAT : Gelelim bir daha ki coğrafya dersine. Öğretmeni çıldırtmak için neler yapacağımıza…
OSMAN : Onları sen bana bırak. Bu kardeşin neler yapıyor, bir bak. Sen de şaşıracaksın.
MURAT : Vay vay! Şaşırmayı severim.
OSMAN : Filiz’i o çocukla tanıştırmayacaksın, değil mi?
MURAT : Bu kez senin hatırın için tanıştırmayacağım. Çocuk ısrar edecek ileriki günlerde ne olur bilemem.
OSMAN : Filiz seninle çıkmak istemiyor, de.
MURAT : Merak etme sen ben ne yalanlar bulurum...      (Filiz, diğer köşeye giderek elinde defterle gelir. Filiz’in gelişini görürler.)   Üzülme Osman kardeş. Bunlar da gelir geçer. Sonra bana teşekkür edeceksin.
Filiz, hoş geldin. Osman da gidiyordu.
 FİLİZ : Ben Osman’la konuşmak için gelmiştim.
MURAT : (Şaşırmıştır) Tabi konuşun, konuşalım. Ben de Osman’a derste yaptıklarının ne kadar yanlış olduğunu söylüyordum..
FİLİZ : Coğrafya öğretmenini sevmediğini bilmesem…
MURAT : Doğru, sevmiyorum. Osman’ı seviyorum. Yaptıklarının sonucunun ne olabileceğini söylüyordum.
FİLİZ : Osman’la biraz da ben konuşsam…
MURAT : Ne demek buyurun konuşun.
KAMİL : Abi yalnız konuşmak istiyor galiba.
FİLİZ : Çift Porsiyon Kamil bile anladı.
MURAT : Konuşun bakalım. (Sessizce) Ne konuşacaksanız? (Sesli) Uzun uzun konuşun. (Murat giderken Osman’ın duyacağı biçimde) Osman’ın silgi atması kızların ilgisini çekti. (Geri döner) Osman, seni bekliyoruz köşede
KAMİL : Bekir kardaş, yarın bir kilo silgiyle gelelim okula. (Murat’ın arkasından yürürler.)
OSMAN : (Utanarak,) Nasılsın Filiz?
FİLİZ : Ben iyiyim de sen iyi değilsin herhalde?
OSMAN : Ne güzel ne güzel…
FİLİZ : İyi misin Osman?
OSMAN : Senin gibi çalışkan, güzel kız da iyi olmazsa kim iyi olacak?
FİLİZ : Senin gibi yakışıklı çocuklar niye iyi olmuyor?
OSMAN : Filiz, seninle biraz konuşmamız gerekiyor.
FİLİZ : Konuşuyoruz ya.
OSMAN : (Kekeleyerek) Konuşalım mı?
FİLİZ : Evet.
OSMAN : Ooh be!
FİLİZ : Coğrafya dersinde yaptıklarını hiç beğenmedim.
OSMAN : Ben de beğenmedim.
FİLİZ : Sana hiç yakıştıramadım.
OSMAN : Ben de yakıştıramadım. (Hafiften bulundukları yer kararır. El kol hareketleriyle konuştukları belli olur. Osman baygın baygın Filiz’e bakar. Genelde kafa sallar.)

KAMİL : Abi, Osman’ı Filiz dövecek gibi yardımına gidelim mi?
MURAT : Bırak dövsün. Kızdan dayak yiyince bizim kucağımıza düşer.
BEKİR : Osman’ın yanına gidelim mi?
MURAT : Yardım istemeyene yardım edersen değer bilmez.
BEKİR : Yanına gidelim mi abi?
MURAT : Niye ikide bir yanına gidelim diyorsun?
BEKİR : Yere düşecek, kucağımıza düşün diye.
KAMİL : Abi kızı tavladı gibi.
MURAT : O salağa elli ders versem yine tavlayamaz.
BEKİR : Kız yanından ayrılmıyor.
MURAT : Kızın gönlü olsa bile bugünkü olaydan sonra Filiz, Ağır Osman’ın yüzüne bile bakmaz.
KAMİL : O zaman hararetli haretli ne konuşuyorlar?
BEKİR : Kız gidiyor
OSMAN : (Osman Murat’ın yanına yaklaşır.)
MURAT : Şimdi öğreniriz. Bir dahaki ders öğretmene ne atıyorsun Osman?
OSMAN : Öğretmene ne atılır?
KAMİL : Yumurta atın. Hem cılk yumurta atın. O kokuyla bir daha o sınıfa giremez.
MURAT : Ulan Çift Porsiyon ilk kez güzel bir öneride bulundun. Sen yumurtaları bul, atması Osman’dan
OSMAN : Osman öğretmenlerine, büyüklerine gül atar. Öğretmene, büyüklere saygı bizim töremizde vardır. Hiç kimsenin bizim geleceğimizi karartmaya hakkı yoktur. Bunu böyle bilesin Cüce Murat. Biz birlik olduktan sonra kötüler ya yok olurlar ya da bir daha sesini çıkarmamak koşuluyla susarlar. Anladın mı Cüce Murat. Öğretmene atılacak yumurta gideceğimiz yolu kokutmaktır. Biz gül döşeli yollarda yürüyeceğiz.
BEKİR : Abi indireyim mi döneği?
MURAT : Görmüyor musun sınıf birleşmiş, üstümüze geliyor. Kamaraya da çekiyorlar. Biz bu maçı kaybettik. Hiç olmasa sesimizi çıkarıp da ezilmeyelim. Kaçın!

IŞIKLAR KARARIR

Yazan : CAHİT KAYA cahitkayayck@gmail.com

addCAHİT KAYA

tag 24 Kasım Öğretmenler Günü İle İlgili Skeç Âşık Osman Piyes Örnekleri 24 Kasım Öğretmenler Günü İle İlgili Skeç Âşık Osman Skeç oyuncuklar okul skeçleri kısa tiyatro oyunları piyesler CAHİT KAYA öğretmenler günü skeç öğrenci piyesleri